Dünya

Ankara-Bakü geriliminde ekonominin rolü nasıl tartışılıyor?

Olayların doruk noktası ise İlham Aliyev'in Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı liderler zirvesine (TDT) katılmaması oldu.

Ankara-Bakü geriliminde ekonominin rolü nasıl tartışılıyor? - Dosya Haber Manşet

ANKARA — 2026 yılının Ekim ayında Bakü ile Ankara arasında tırmanan gerginlik, Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler'deki (BM) konuşması sırasında Azerbaycan'ın salondan çıkmaması ve okullarda başörtüsü meselesi ile başladı.

Ancak Azerbaycan'da hükümet yanlısı Day.az internet sitesinde yayımlanan bir makale, bu siyasi ve kültürel anlaşmazlığın altında daha temel bir sorunun yatabileceğini öne sürdü.

Ankara-Bakü geriliminde ekonominin rolü sürecinde öne çıkan gelişmeler

İlk olarak İlham Aliyev'in silah fiyatları hakkındaki konuşmasıyla başlayan süreç, ardından giriş yasakları ve bir cumhurbaşkanlığı danışmanının görevden alınmasıyla devam etti. "Azerbaycan'ın bütçesi, Türk yetkililer için bir yedek fon değildir!" sözlerinin yer aldığı makale, bu sitede 18 Ekim'de yayımlandı. Bu durum başka bir soruyu gündeme getirdi: 'Tek millet, iki devlet' ilişkisinde para nerede başlıyor ve kardeşlik nerede bitiyor.

"Azerbaycan'ın bütçesi, Türk yetkililer için bir yedek fon değildir!"

Day.az, hükümet içindeki havayı yansıtıyorsa, Bakü'nün mesajı şu şekilde okunabilir: Azerbaycan, Türkiye'nin en büyük yatırımcılarından ve en yakın müttefiklerinden biri olmaya devam edecek, ancak Türkiye'nin mali destekçisi olmak istemiyor. Azerbaycan'ın devlet enerji şirketi SOCAR, Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı. SOCAR Türkiye yönetimine göre, şirketin enerji, petrokimya ve lojistik sektörlerindeki toplam yatırımları 18 milyar doları aşıyor.

Sürece ilişkin resmi açıklamalar ve sonraki aşama

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen yıl Bakü'de düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Yatırım Forumu'nda bunu şu şekilde ifade etmişti: "Karşılıklı yatırımlarımızı artıralım ve aynı zamanda üçüncü ülkelere birlikte yatırım yapalım". Katar'ın 2018'de Türkiye'ye verdiği destek, sadece parasal miktarı açısından değil, yarattığı siyasi sembolizm açısından da önemliydi: Doha, Ankara'nın mali dayanaklarından biri haline geldi. 2022'nin başlarında Türkiye'nin Çin, Katar ve Güney Kore ile toplam değeri birkaç milyar dolar olan SWAP anlaşmaları vardı.

Ancak Azerbaycan, böyle bir rolün getireceği finansal ve siyasi riskleri kabul etmemiş olabilir. Birincisi, finansal destekçi haline gelmek, Azerbaycan'ın rezervlerini ve Petrol Fonu'nun varlıklarını, Bakü'nün kontrolü dışındaki Türk para politikasına bağlayabilir. İkincisi, analistlere göre, özellikle 2020'den bu yana Azerbaycan kendini Türkiye'nin alt düzey ortağı olarak değil, egemen ve eşit bir müttefik olarak konumlandırdı.

İlgili Haberler