Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 2 Şub 2026 13:38

Aslan Dolunayı ve Küllerinden Doğan Bilgelik

Gökyüzünün matematiğinde Aslan Dolunayı hallerimizde ölmeden ölmeyi deneyimlerken, küllerimizden yeniden doğuşumuzu destekliyor.

ASLAN DOLUNAYI

GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE ASLAN DOLUNAYI KÜLLERİNDEN DOĞAN BİLGELİK

4-10 aksında gerçekleşen aslan dolunayı haritasında kardinal noktaların sabit burçlar olması ve birde kovada beşi bir yerde görünümlü kova burcu stelyumu olması yer yer ateşi körükleyen hava elementinde iç çatışmalı yangın yeri hallerini yükselenin 5° akrep burcunda olmasıyla hallerimizde ölmeden ölmeyi deneyimlerken, küllerimizden yeniden doğuşumuzu destekliyor. Ayrıca tüm bu verileri bir araya getirdiğimizde, adeta bir devrin kapanıp yeni bir bilincin doğuşunu müjdeleyen bir tabloyu ortaya koyuyor.

​GÖKYÜZÜNDE ULU EŞİK: KALBİN IŞIĞI, AKLIN ÖZGÜRLÜĞÜYLE BULUŞUYOR

​Bugünlerde gökyüzü, bizlere hem çok tanıdık hem de daha önce hiç deneyimlemediğimiz kadar yeni bir hikaye anlatıyor. Aslan ve Kova aksında gerçekleşen bu dolunay enerjisi,bireysel parlayışımız ile toplumsal aidiyetimiz arasındaki o ince köprüde bizi bir seçim yapmaya zorluyor.

Bu seçimi yaparken kendi özgünlüğümüz ile akli irademizin kararı olmasına hususi özen göstermenizde fayda var.

El alem ne der putunu kırma vakti!

​KÖKLERDEN GELEN DEVRİM

​Haritanın vatanı, dördüncü evde toplanan Kova stelyumu (Güneş, Merkür, Venüs ve Mars) adeta içsel bir ihtilalin habercisi.

Bu yerleşim, kimliğimizin ve değerlerimizin ailemizle ne kadar iç içe geçtiğini hatırlatırken, bir yandan da "artık kendi yolunu çiz" diye fısıldıyor.

Evet, ailemiz bizim kalemiz; ancak o kalenin içindeki modern, asi ve yenilikçi ruh, artık geleneksel kalıplara sığmıyor.

Var ya şu an akan aktaran olurken aynı zamanda kafamda çalan söz-müzik Özge Arslan’a ait “Ben sığmazam tenime” eseri de eşlik ediyor.

​KARİYER SAHNESİNİ AYDINLATAN “AY IŞIĞI”

​Dolunay haritasının tepe noktasıyla kavuşan Aslan burcundaki Ay,içimizdeki çocuğu, içimizdeki saf sevgiyi hatırlatıyorken bize, "işimizde ve kendimize olan sorumluluğumuzda duygusal olarak tatmin oluyor musun?" diye de soruyor.

Ancak korkularımıza rağmen cesaretimizi toplayıp “Elif” olduğumuzda, toplum önünde parlayarak ve "ben BEN’im" diyerek geleceğini müjdeliyor. Bu, sadece bir başarı hikayesi değil; dürüstlüğümüzü ve hassasiyetimizi ortaya koyarak sadece kendimize değil, başkalarına da ilham verme yolculuğudur.

Ebeveynleri memnun etmek yerine, kendi özgün ışığımızı yansıtmak, bu dönemin en önemli mihenk taşıdır.

Kendimize olan içsel yolculuğumuzda keşiflerimiz bol olsun. ​

BİLGELİĞİN VE MERHAMETİN GENİŞLEYEN HUDUDU

​Dokuzuncu evde yengeç burcundaki yücelmiş Jüpiter, bu yoğun dünyevi telaşın içinde bize ruhsal bir pusula sunuyor. Hayatın anlamını keşfetme arzusu, sadece uzak diyarlara yapılan yolculuklarla değil, "tüm dünyayı ailemiz gibi görme" idealizmiyle besleniyor. Bu yerleşim, bilginin sadece güç değil, aynı zamanda şefkat ve koruyuculuk olduğunu hatırlatıyor.

ESKİ DÜNYANIN SONU: ANARETİK DERECELERİN MESAJI

​Haritadaki en kritik nokta ise Satürn ve Uranüs'ün anaretik (28° ve 27°) dereceleri. Bir yanda Balık burcunun son derecesindeki Satürn bir dönemin acılarını ve sorumluluklarını kapatırken, diğer yanda Koç burcunun 0 derecesindeki Neptün yepyeni, sanatsal ve ruhsal bir vizyon başlatıyor.

Bu, "kendini kaybolmuş hissetme" ile "yeniden doğma" arasındaki o kutsal boşluktur. Diğer anaretik derecede bulunan boğa burcundaki Uranüs’ün, bu ikiliye yaptığı destekleyici açı ise bize şu sözü veriyor: "Eğer bu idealist vizyonu disiplinle harmanlarsan, hayallerini madde dünyasında somutlaştırabilirsin."

İşte simyanın gücüde burayı destekliyor. En iyi versiyonunu hayal et, ol hayali diri tut ve gayret et! Kader, gayrete aşıktır.

​NETİCE: DENGEYE DAVET! SEÇİM SENSİN! SEN SEÇİMSİN!

​Bu dolunay haritası, bizi akıl ile kalp arasında bir dengeye davet ediyor. Sezgilerine güven, dürtülerine değil!

Duyguların hapishanesinden kurtulma vakti. Aklını kullan duygularını değil. Hiç mümkün olmayacak durumda dahi çatışmalar yaşayabiliriz. “Hem kendi içimizde hem varlıklar İLE kurduğumuz bağda hem de kadın erkek ilişkilerinde!”

İçimizdeki o "özgür kalmayı bekleyen sanatçıyı" korkularımıza kurban etmeden, ailemizden aldığımız mirası, geleceğin vizyonuna dönüştürme vakti!

​Toplumun beklentilerini mi karşılayacağız, yoksa kendi ışığımızla başkalarına fener mi olacağız?

Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla,

Ekleme Tarihi: 2 Şub 2026 13:38