Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 28 Ağu 2026 12:00

Ay Tutulması ve Balık Dolunayı ne mesaj getiriyor?

Cüzzi irade nefsinin esiri olmuş çoktan ve senin kendi çöplüğünde yitip gitmene seyirci kalıyor.

canan acar balık dolunayı

GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE AY TUTULMASI BALIK DOLUNAYI

ZİHNİN OYUNUNDAN ÇIK! BEDENİN SENİNLE KONUŞUYOR

Cüzzi irade nefsinin esiri olmuş çoktan ve senin kendi çöplüğünde yitip gitmene seyirci kalıyor.

Uy’An! İllüzyon her daim senin zihninin içinde oyununu oynuyor. Fark et! Sahte olan BİR dünyanın esaretinden kurtulma vakti! C’esaret kendi içinde mevcut! Hakikate açılan kapı sensin!

Önünde öylece durmayı seçen de sensin! Kapıyı tıklattığın da açacak olan da sensin! Bedenin sıkışıklığını hisset! Ruhunu duyma özgürlüğüne bir adım kalmış. Ahrar olma vakti ruhunla buluşunca başlayacak. Biz olmanın asaletine kavuşacağız. Beden ruh ve zihini bir eylediğimizde, üçü bir eyleyen olmanın hafifliği ile buluşacağız.

Bedenimiz yorgun tükenmiş durumda, canlı diri olmaya duyulan büyük hasretin içinde, hatırla şifa bizim içimizde! Bedenimizdeki her bir sistemin kendi kendini yenileme programı var. Sadece bedenimizi dinlediğimiz de aktif olacak bir sistem. Bedenimizi hasta eden de zihnimiz, alışkanlıklarımızdır.

Düşünce sistemimiz inanç sistemimizin revize edilmesi için devrim niteliğinde bir tutulma var bizimle ve bizim yanımızda. Sen ben öteki diye ayrıştırma bizi kendimizden uzaklaştırdığı gibi zihnin ilüzyonuna da hapsediyor. O irade öyle güçlü ki önce terbiyeye ihtiyacımız var.

İrademizin terbiyesi şart olmuş, egoya hapsolmuş BEN’i kurtarmak için, elzem olmuş. Kahraman arama! Kendi kahramanın yine sensin, hatırla. Zihni susturmak, kalp ile bilinci BİR eylemek, AKIL ile buluşan eyler bizi.

Kutsal kitabımız da en çok geçen ayet “siz hiç akil etmez misiniz?” Der. İllüzyondan çıkış anahtarı da senin elinde, akil ile anahtarı kilite uygula ve aç, ruhun hapsolduğu zindanların, akili esir alan prangaların kilidini aç! Bedeninin sesini dinle!

Ahrar olma vakti şimdi!

TALTİF EDİLEN PUTLARI YIK!

Değer verdiğin, yücelttiğin, taparcasına bağlandığın ne varsa yeniden düşün. Analiz etmeye yatkın mükemmeliyetçi düşünen zihninin inandığı o mükemmellik putunu da düşün. Tüm düşünce sistemleri İÇİN devrim geliyor. El alem ne der putundan tut, içinde kendinden dahi sakladığın tutunduğun ne varsa seni senden ayrıştırıyor. Adım adım, tek tek her birine tutunmayı bırak ve taltif edilen putları yık, geç; bu tutulma enerjisi ile.

Tutunduğumuz her şey, işimiz ilişkimiz eşyamız vb. Hepsi için yeniden düşün ve kendin için not al. Seni olduğun yere mıhlayan ne varsa!

Bazılarınızı duyar gibiyim, “ben buyum benim fıtratım bu” deyişlerinizi de düşünün derim. Kaçtığınız ne? Kaçındığınız ne ki bu tertibin ardına sığınıyorsunuz.

Kendi potansiyeliniz farkına varmak için neyi bekliyorsunuz? Bedenimiz en güzel kanıtıdır. Doğduğunda yenidoğan halindeydin, çocukluk hallerini de biliyorsun gençlik yıllarını da. O halde her şey değişimin içinde iken sen neyin inkarını yapıyorsun? Kendimize dürüst olma vakti geldi de geçiyor bile. Uy’An! Bildiklerin seni uyutan. Bilmenin ötesini hiç mi merak etmiyorsun? Bilmenin getirdiği kalıpların içine hapsolmuşsun. İmkansız kelimesinin içinde dahi imkan vardır.

EGOYU BIRAK!, HİZMETİ SEÇ!

Nefis, “daha çok çalış, daha çok kazan, daha mükemmel ol” diye fısıldar. Bu tuzak! “Ego ile yapılan hizmet ibadet değil gösteriştir.”

Balık dolunaylı ay tutulması bize “DUR” diyor. Tükenmişlik, belirsizlik, fazla fedakarlık artık sürdürülemez. Zihin analiz ediyor, eleştiriyor, “daha mükemmel olmalı” diye sıkıştırıyor. İş yerimizde , iş ve aile arasında, sosyal medya(sosyal çevre) ile özel yaşam arasında ve en önemlisi günlük yaşantımızla bilinçaltımız arasındaki bu gerilimin son günlerini yaşıyoruz. Ya öfkeyle patlayacağız. Ya bedenimiz kriz geçirecek acil servislik olacağız, ya da hiç olmayacak bir kaza içinde kazazede olacağız. Ve hatırla! Asıl gücümüz sesimizde değil, sarsılmaz sakinliğimizdedir. Yüksek sesle konuşmak öfkemizin ilkel dışa vurumudur.

Egomuzun bize dayattığı bir diğer hususta, her şeyin bizim kontrolümüzde olduğu yanılsamasıdır. Hayat bizim kontrol edebileceğimiz bir akış mıdır? Kontrol edemediğin bir durumda dahi halen hayıflanırsın kendi kendine. Elif olmak İLE karıştırılan husustur aynı zamanda. Özne olmak demek her şeyin kontrolünün senin elinde olması demek değildir. Elif olmak edep ile vatanını, yuvanı ve hakkını korumaktır. Edep hudud kelimesi ile yan yana yürür bu yolu. Hududunu bilmeyen haddini de bilmez, haddini bilmeyen edep de bilemez. Edep ile Hakka hizmet, halka hizmettir.

HUDUDUNU BİLMEYEN EDEP DE BİLEMEZ

“Hayır” demeyi öğrenmezsen herkes senden faydalanır. Bir başka deyişle şevkle çalışanı zevkle s.ler. Kendi sorumluluklarımızı kabul etmek, başka sorumlulukları kabul etmek demek değildir. Çok amaçlı çakı değilsiniz. Hududumuz iş alanımız da aile alanımızda sosyal alanımızda hatta hiç bilinmeyen bir alanda farklı farklıdır. Özsaygı ile ilmek ilmek bu hududları örüyoruz, sıkı mı olmuş esnetiyoruz.

Ancak onu ne yok sayıyoruz ne de yıkıp geçiyoruz. Bir şey daha var. Bazılarımız Özsaygısını ve Onurunu koruyabiliyor ancak zerafet ve nezaket ile HAYIR demeyi yapamadıkları için angarya yükler altında varlıklarına zarar veriyorlar. Gerçekten hakkıyla layıkıyla hududunu çizebileni ve koruyabileni henüz hiç görmedim. Çabamıza gayretimize hayranız, vaktiyle vaktinde hududumuza haddimize edebimize vakıf oluruz inşallah 🙏.

“Kader gayrete aşıktır.” Hatırla! İsra süresi 13.ayeti! Haddini bilen, Edep ile’dir!

ÖNCELİK: NEYE GÖRE? KİME GÖRE?

Kafamızın içinde yapılacaklar listesi bellidir. Her gün yenisi yeniden yazılmaz, bu çok nadir bir durumdur.

Anne olan için, evladı önceliği olmuştur, evlad için ise ihtiyar annesi/ babası önceliği olmuştur. Kimimiz için önceliği, işi olmuştur, kimimiz için, ailemiz önceliğimiz olmuştur. Oysa mana aleminde ne öncesi ne sonrası vardır. Olacak olan mümkünler dahilinde görünür olur. Çünkü “Hakikat tektir!”Bu gezegen de hiç bir şey için ne garanti vardır ne de bellirli bir süresi vardır. Dünyamız her an her şeyin olabileceği olasılıklar diyarıdır. Bir kazazede olduğunda ne önceliklerin var olabilir ne de yapılacaklar listesi varlığını sürdürebilir. Balık Başak aksı tam da bunu söylüyor.

Hiç bir şeyin kontrolü bizde değildir.

Ne öncelikleri ne de yapılacakları önemser.

“Ruhun maddeye büründüğü yer bu beden, ruhun vatanıdır. Beden sağlığı ve bununla bağlantılı ruh sağlığı asıl mühim olandır.”

Görünür alem günlük yaşam rutinimizde ve görünmeyen alem bilinçaltımızda ruh-beden sıhhatimiz büyük önem arz eder.

Ve yeniden bir şeyi daha hatırlayan olduk. Bazılarımız bu önceliği, kendilerinin sevilebilmesini sağlayacağını düşündüğü bir fedakarlığa bağlamış olmalarıdır. Bu tutulma ile “Fedakarlık yapayım da sevileyim” döngüsü de kapanıyor. Feda kelimesi kurban kelimesi ile yan yana yürür. Neyi feda ettiğinizi iyi düşünün

GERİLİM İLE ŞİFA İÇ İÇE, GÖNÜL RAZI İSE!

Olmuş olan en hayırlısıdır. Bu anahtar cümle yönümüzü tayin eden fener gibidir. Şer gibi görünenin içinde nice lütuflar gizlidir. Hayrın da şerrin de O’ndan geldiğini gösterir bize. Gerilim içinde kaldığımız da gerilim büyür, o büyüdükçe beden sıkışır göğüs daralır.

Bunalım hali içinde yönümüzü şaşırır ne yapacağımızı bilemeyiz. Bu dünya toplumlarının çoğunluğuna atıf edilen bir durumdur. Çoğumuz çözüm odaklı değiliz. Sorun odaklıyız ve sorunu büyütürüz, büyütmekle de kalmayız sorun sayısını da çoğaltırız. Anksiyete yaşamımızın her alanına sirayet etmiş. Yaşanmamış bir şey için, hiç olmamış bir şey için endişe ettiğimizin korktuğumuzun farkında değiliz.

“Geçmiş geçmişte kaldı, gelecek henüz hiç yaşanmadı. Ömür dediğimiz şey şu AN’dır.”

Geçmiş pişmanlıklarıyla yaşayan şu anını yaşayamaz, gelecek endişesi korkusu olan şu anını yaşayamaz. Ömrünü boşa heba etmiş olur.

An da yaşamak, anın hakkını vererek, canlılığını hissederek, varlığını onurlandırarak, adil ve dengeli bir şekilde huzurda olmaktır. An da olan kendine anda şahit olabilendir aynı zamanda. Gerilim vardır ol anda, yaşanır ve biter. Gerilimin bize gelmesi tesadüf değildir, bize bir hizmeti vardır. Olmuş olanın içindeki hakikati hikmeti himmeti ne olabilir? Bu soruyu kendine de gözlemci olabilen soracaktır. Şifa bu sorunun içinde saklıdır.

Anın değerini fark et!

Ayrıca bir şey daha var ki yara ile temas etmiş olan, yaraya temas edene şifa olacaktır. Nasrettin hocanın eşekten düşünce söylediği o söz misali “bana eşekten düşmüş olanı getirin.” Şifasını, ol anda daha önce aynısını yaşamış olan bilir. En çok acı çektiğin yer, başkalarına şifa vereceğin yer olacaktır.

Gönül razılığı her hususta kıymetlidir. Bırakma eyleminde, terketme de, vazgeçme de, yaşanmışlıkta vb. Gönül razılığı var ise var olan o döngü son bulur. Gönül razılığı bireysel düzeyde yaşanır. Her bireyin iç huzuru bulduğu ol anda gönül razılığı da oluşmuştur.

Gönül razılığı için üç anahtar cümlemiz var: *Hiç bir şey tesadüf değildir. *Olmuş olan en hayırlısıdır. *Hiç bir varlık diğerinden ne üstündür, ne de aşağıdır.

TUTULMAYA DAİR ÖZÜN ÖZÜ, ARINMA DERİNDEN

Yıllardır bizi yoran iş, rutin, sorumluluk artık bitiyor. Yerine daha özgür, daha sistemli bir düzen geliyor. Beden de sinyal veriyor: Detoks, dinlenme, uyku düzeni şart. Eleştiriyi bırak*: Kendini ve başkalarını fazla yargılamak, bilinçaltını yorar. Maddi konularda eski borçlar İLE sorumluluklar yüzleşme ister. Bu tutuimaiar hayatımızdan “işe yaramayan” her şeyi temizleyecek. Bu bir kayıp değil. Bu bir arınma. Ruh sağlığın için, beden sağlığın için derinden bir arınma!

Gökyüzü bize soruyor: “Sen kimin için yaşıyorsun? Ego için mi, hizmet için mi?”

Tutulma ile birlikte eskiyi bırakın ki, yeniye yer açılsın.

Zihnin oyunundan çık! Bedenin sesini dinle! Taltif edilen putları yık! Egonu bırak, hizmeti seç! Haddini bilen Edep ile’dir! AN’ın değerini fark et! Gerilim ile şifa iç içe! Gönül razı olur ise,

“Ahrar”olma vakti!

Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla

Canan Acar 27.08.2026 🪶💫☀️🌈🍁🕊

Ekleme Tarihi: 28 Ağu 2026 12:00