Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 17 May 2026 00:05

Boğa Yeniayı: Sarsılan Toprak Uyanan Ruh

Sarsılmak kelimesi bize Şems Tebriz’iyi hatırlatıyor. Ruhumuz ile beden arasındaki bağlar değişecek, ve yenilenecek.

canan acar

GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE BOĞA YENİ AYI: SARSILAN TOPRAK, UYANAN RUH

Sarsılmak kelimesi bize Şems Tebriz’iyi hatırlatıyor. “Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

Ruhumuz ile beden arasındaki bağlar değişecek, ve yenilenecek. Bu bağlar da sarsılacak, bazısı tamamen kopacak, bazısı yeniden var olacak.

“Ruhun şarkı söylerse, hayat seni dansa kaldırır “

İnsan, toprağın doğanın yaratılmış varlıkların düzenini bozduğunun farkında değil, öyle aç gözlü ki bu zarar ziyanın iadesinin, onu mütemadiyen etkileyeceğinin de farkında değil. Toprak yaşayan varlık ve iadesi de insan için sarsıcı bir etkiye sahiptir.

Sarsılmaz dediğimiz yerden, her zaman güvenle sığındığımız yerden bizi sarsacak.

Ruhun bu dünyaya gelişinde maddeye büründüğü yer bedendir. Ruhun toprağı vatanı bedendir. Tavsiyem bir sağlık kontrolü yaptırmanızdır, bedeninizi korumak için bu oldukça mühimdir.

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.”

Bir husus daha var ki kendimizi kandırırız. Bedenimizin ihtiyacı vitamin mineral takviyesinin, bedenimizi koruduğuna yapılandırdığına inanıyoruz. Oysaki sağlıklı beslenme olmadan takviyelerin BİR etkisi olmasını beklemek bir hatadır.

MADDENİN MÂNÂ’YA GÜLÜMSEMESİ

Tohum toprağın karanlığında ölmeden, başak verip güneşe gülümseyemez. Bu yeniay süreci "toprak ile gökyüzünün" el sıkıştığı bir enerjiye sahiptir. Yeni fikirlerimiz, yeni kararlarımız yeniden hayat bulacak. Yaratıcılığımız, ilham kaynağımızın şah eseridir. İlhamımız, ruhumuzun bedenimiz ile muhabbetinden gelen sevdadır. Bu öyle bir aşk ki yazarı şairi bülbüle çevirir.

Bu aynı zamanda sadece bir başlangıç değil; hayatımızda nelerin kalıcı, nelerin ise sadece "geçici birer gölge" olduğunu anlamamız sağlayacak nitelikle gökyüzünden bize yansır.

Gökte ne varsa yerde o vardır.

Boğa Yeni Ayı, ciddiyetimizi, sorumluluk bilincimizi ve somut sonuçlar elde etme arzumuzu bize yeniden hatırlatıyor. Ancak bu ciddiyet, sarsıcı etkilerle yeniden şekillenecek. Tabii biz hazır ve nazır olduğumuzda. Bu nasıl olabilir? Bağımlı değil, bağlı olduğumuzda mümkünler dahilinde kendiliğinden gerçekleşecektir.

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR

Klasik astrolojide Boğa sabitliği, güveni ve bereketi temsil eder. Ancak haritanın modern katmanlarına baktığımızda, "güvenli alanlarımızın" tanımının değiştiğini görüyoruz. Eskiye hizmet eden güvenli alanlarımız, yeniye yol almamızda bizim için birer prangaya dönüşür. Zincirlerimizi kıracak C’esaret içimizde mevcut. Esaret’en kurtuluşumuz cesaret etmemizdeki bir “C” harfi kadar bize yakındır. Cesur olmak, korkularımıza rağmen mümkündür.

Gönül razılığı ile Allah’ın ipine tutun, “güven yalnız O’nadır”. Hatırla! Güvensizliğimiz bizim zihin esaretimizin bir ürünüdür.

"Eski alışkanlıklara tutunma, sezgilerine ve radikal yeniliklere yer aç," diyor bize gökyüzü. Ayrıca fikirlerimizin ancak somut bir temele oturtulduğunda değer kazanacağını da gösteriyor. Söz uçar, yazı kalır; ama o yazının da bir ruhu olsun öyle değil mi?

KONFOR ALANINDAN KADERSEL SIÇRAYIŞA

Bireysel yaratıcılığımız ile kadersel yolumuz arasında bir gerilim hattında yürüyoruz. Ana kucağı ata ocağımız huzur evimizdir. Lakin zaman bizi öyle bir eşiğe getirdi ki şimdi karar verme vaktidir.

Bu eşikten geçip geçemeyeceğimiz doğrudan bizim halimiz ile ilişkilidir. Yılların birikimi ile cebimize topladığımız yıldızlarımız, yolumuzu aydınlatan öğretilerimizdir. İşte tam bu noktada eşiği aşıracak potansiyel enerjimizin mevcudiyeti kıymet kazanır. Bazılarımız bu eşiği kendiliğinden aşacak o eminliğe erişmişken, bazılarımız halen o çaba gayret içindedir. Hazır ve nazır olan için bu sıçrayışın idraki de mümkün olacaktır.

Kadersel sıçrayışımız da Rabbim bize muvaffakiyet versin.

KÖKLERDEKİ YARA DİLDEKİ ŞİFA

Kolektif bilincin uyanışı bizleri de tetikleyecek, zihinsel bir devrimin, teknolojik ve ruhsal keşiflerin müjdecisi olacaktır. Kendimizi ifade etme biçimimiz kökten değişime uğrayacaktır.

Bizi biz yapan köklerimizde, çok güçlü bir vurgu var! Ailevi yaralar, geçmişten gelen öfke tortuları veya aidiyet sorunları su yüzüne çıkabilir. Ancak bu yaraların “iletişimle, sanatla ve sevgi diliyle şifalanabileceğini fısıldıyor. Kendi iç dünyamızdaki savaşı bitirmeden, dış dünyada barış inşa edemeyeceğimizi de bize hatırlatıyor.

Bu durum nefsin tezkiyesi ve dünya nimetlerine karşı duruşumuzla ilgilidir. Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ın müsadesi ile gönül razılığına talip olarak “bizde ve dünya nimetlerinde” yeniliklerin tecellisi mümkün olacaktır.

BOĞA’NIN BEREKETİ, KOVA’NIN DEVRİMİYLE BULUŞUYOR

Boğa Yeni Ayı, rızkı sembolize ederken, haritanın yükseleninin oğlak burcu olması disiplinli bir çalışmayı şart koşar. Kader gayrete aşıktır. Hatırla!

**Ya Rezzak! **

Elde ettiğimiz kazancımız, bizim değildir. Benimsemek, rızkımızı azaltır. Kazancımız, bereketini yitirir. Bize verilen her şeyi bölüşebilmek rızkımızı büyütür. “Veren el alan elden üstündür”.

Şükür yalnızca dilde olduğunda “şükür” yerini bulmaz. Şükrün de eylemi vardır. Sağlığın Şükrü, kan bağışıdır, hastaya çorba ikram etmektir, yaşlıya yardımcı olmaktır vb. Nimetin şükrü elindeki ekmeği bölüşmektir, yaptığın yemeği komşunla paylaşmaktır, aldığın meyveyi eşinle dostunla yemektir, kendine bir şey alırken sevdiklerine de almaktır vb.

Bir farkındalık oluştu mu?

İhtiyaç sahibi, muhtaç olan diye bir bahisten hiç söz etmedik. Çünkü insan böyle bir hal ile kibire geçtiğinin farkında değildir.

Hatırla! “Hiç bir varlık diğerinden ne üstündür ne de aşağıdır”. Biz birine ihtiyaç sahibi, muhtaç dediğimizde, onu yargılamış oluruz ve ona bakışımız ile, hissettiklerimiz ile, onu kendimizden aşağı görmüş oluruz ve bizde kibire girdiğimizi farketmeyiz.

İşte bu hal ile yapılan paylaşım rızkımızı azaltır.

Ayrıca gökyüzü, rızkın aslında ikili ilişkilerde kurulan gönül köprülerinden akacağını da bize gösterir. Bu öyle bir köprü ki sıratel müstakimi hatırlatır. Gönül incitmekten sakınan için dümdüz aydınlık bir yola dönüşür.

Edep ya Hû!

KALP VE ZİHİN DENGESİ

Bu göksel şölen "Dilin söylediğini kalp tasdik etmeli" düsturunu anımsatır bize.

Gökyüzündeki o muazzam uyum, cüz-i iradenin külli iradeyle hizalanma çabasını anlatırken bizlere, benlikten vazgeçip, bütüne hizmet etmemizi söyler. Bu hizmet teslimiyet ile, BİZ’in içinde BİR’liği, birliğin içinde TEK’liği sağlamamızı talep eder. Bu da kalp ile zihnimizi BİR eylemek ile mümkündür. BİR’liğin kalıcı olma sırrı denge ile muhafaza edilir. İlahi nizam denge üzerine kuruludur. Hatırla!

Maddi güvenliğin peşinde koşarken, ruhun özgürlüğünü feda etme! Köklerindeki yarayı sevgiyle sar ki, dalların göğe, geleceğe uzansın!

Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla,

Canan Acar 16.05.2026 🪶💫☀️🌈🍁🕊

Ekleme Tarihi: 17 May 2026 00:05