Politika Ağu 24 2016

CHP, MHP ve HDP Cerablus'taki Fırat Kalkanı Operasyonu için ne dedi?

Muhalefette CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken Türkiye'nin Cerablus'ta IŞİD'e yönelik Fırat Kalkanı Operasyonu'nu yorumladı. CHP ve MHP destekledi HDP muhalefet etti

CHP, MHP ve HDP Cerablus'taki Fırat Kalkanı Operasyonu için ne dedi?
Kemal Kılıçdaroğlu: IŞİD ile mücadele etmek hepimizin görevidir

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cerablus'taki operasyona ilişkin "IŞİD'e karşı mücadele veren kahraman askerlerimizin sağ salim ülkemize dönmelerini diliyorum" dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ülkemiz için büyük bir tehdit olan IŞİD terör örgütü ile mücadele etmek hepimizin görevidir. IŞİD'e karşı mücadele veren kahraman askerlerimizin sağ salim ülkemize dönmelerini diliyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabı üzerinden, terör örgütü DAEŞ'e yönelik "Fırat Kalkanı Operasyonu"na ilişkin paylaşımda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Ülkemiz için büyük bir tehdit olan IŞİD terör örgütü ile mücadele etmek hepimizin görevidir. IŞİD'e karşı mücadele veren kahraman askerlerimizin sağ salim ülkemize dönmelerini diliyorum." ifadesini kullandı.

Bahçeli'den Cerablus açıklaması: Bütünüyle destekliyoruz

MHP lideri Devlet Bahçeli "Siyasi iradenin kararlı ve tavizsiz tutumunun arkasında milletçe durduğumuzu bu vesileyle açık ve güçlü bir şekilde ifade etmek isterim" dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Fırat Kalkanı operasyonunu desteklediğini belirterek bu bölgedeki Türkiye-Suriye sınırının güvenliğinin tam olarak sağlanması, IŞİD'in lojistik ve insan kaynakları ikmal yollarının kesilmesi ve sınırdan terörist sızmalarının önlenmesinin en acil ihtiyaç olduğuna işaret etti.

Bahçeli, yazılı açıklamasında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin IŞİD kontrolündeki Cerablus ve Keklice bölgelerinde koalisyon güçleriyle birlikte hava harekatı başlattığını, sınır boyunca konuşlu askeri unsurların top ve tank atışlarıyla IŞİD hedeflerini vurduğunu anımsattı.

Yıllara yayılan Suriye’deki iç savaşın Türkiye’nin iç ve dış güvenliği için çok ciddi bir tehdit ortaya çıkardığının altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:
"Türkiye’nin sınırına mücavir bölgeler PKK’nın Suriye kolu PYD’nin ve IŞİD’ın kontrolüne girmiştir. PKK/PYD, Suriye sınırımız boyunca üç sözde kanton oluşturmuştur. Nihai amaç, bu üç kantonu birleştirip daha da genişleterek sınırımız boyunca Barzani modelinde özerk yönetim bölgesi oluşturmaktır.

İlerde bu bölge bağımsız Suriye-Kürt Devleti’ne dönüştürülecektir. 'Dört parçalı büyük Kürdistan' hayalinin Irak’tan sonra Suriye bölümü de bu şekilde hayata geçirilecektir.

PKK’nın Kobani ile Afrin kantonları arasındaki bölge de uzunca bir süredir IŞİD’ın kontrolü altındadır. IŞİD’ın bu bölgedeki mevcudiyeti ve yaşanan yoğun çatışmalar sınır bölgemizdeki yerleşim alanlarımız için çok vahim güvenlik riskleri oluşturmuştur. IŞİD’ın Türkiye’nin içinde de terör eylemi yapma potansiyeli kazanmış olduğu bir vakıadır."

"KÜRT KORİDORUNUN OLUŞTURULMASININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetlerinin başlattığı askeri harekatın öncelikli amacının bu bölgeyi IŞİD terör unsurlarından temizlemek olduğunun açıklandığını anımsatarak, bu konunun acil olduğunu ifade etti.

"Milliyetçi Hareket Partisi, Celabrus’a yönelik başlatılan askeri harekatı çok olumlu bir gelişme olarak görmekte ve bütünüyle desteklemektedir. Siyasi iradenin kararlı ve tavizsiz tutumunun arkasında milletçe durduğumuzu bu vesileyle açık ve güçlü bir şekilde ifade etmek isterim." görüşünü vurgulayan
Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu bölgedeki Türkiye-Suriye sınırının güvenliğinin tam olarak sağlanması, İŞID’ın lojistik ve insan kaynakları ikmal yollarının kesilmesi ve sınırımızdan terörist sızmalarının önlenmesi en acil ihtiyaçtır. Cerablus ve mücavir alanların İŞID unsurlarından temizlenmesi, Türkiye’ye yönelik güvenlik tehdidinin bertaraf edilmesinde çok önemli bir adım olacaktır.

Ancak İŞID’den arındırılacak bu bölgeye PKK/PYD terör unsurlarının yerleşmesinin önlenmesi, PKK’nın üç kantonunun birleştirilerek sınırımız boyunca bir Kürt koridoru oluşturulmasının önüne geçilmesi de hayati önem taşımaktadır.

PYD’nin Fırat’ın batısına geçmesinin önlenmesinin Türkiye’nin kırmızı çizgisi olduğu açıklanmıştı. Ancak PYD maalesef Fırat’ın batısına geçmiştir. PYD’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri Cerablus’un güneyindeki Menbiç’e girmiştir."

"ABD SÖZÜNÜ TUTMADI"

Devlet Bahçeli, Fırat'ın batısı ile ilgili olarak ABD'nin daha önce verdiği sözleri tutmadığını bildirdi. PYD'nin Menbiç'ten ayrılarak Fırat'ın doğusuna çekilmesinin sağlanmasının büyük önem taşıdığını, önemli bir başka hususun da Halep’te yaşanan çatışmaların seyrine göre Türkiye’ye yönelik yeni bir göç dalgasının Suriye toprakları içinde tutulması olduğunu kaydetti. Bahçeli, "Bunlar hiç kimsenin karşı çıkamayacağı meşru güvenlik ihtiyaçlarıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli açıklamasında şunları ifade etti:

"Türkiye’nin bu düşüncelerle derinliği askeri ihtiyaçlara göre belirlenecek şekilde Cerablus bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kontrolünde bir 'Güvenli Bölge' oluşturulması üzerinde önemli durulması yerinde olacaktır.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması Türkiye için olduğu kadar bölgesel barış ve istikrar için de hayati önem taşımaktadır. Türkiye’nin oluşturacağı bu 'Güvenli Bölge' geçici bir süre için öngörülmelidir. Bu süreyi de Suriye’de yaşanacak gelişmeler tayin edecektir."

Bahçeli, dualarının, harekata katılan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının başarısı için olduğunu da vurguladı.

HDP'den Cerablus açıklaması: Son derece sakıncalı ve tehlikeli görüyoruz

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, TSK'nın IŞİD'e yönelik Fırat Kalkanı Operasyonu ile ilgili TBMM'nin şu ana kadar bilgilendirilmediğini söyledi. Baluken, operasyonun Suriye'deki savaş ortamını daha şiddetli bir şekilde Türkiye'nin içerisine taşıyacağını savundu.

Baluken, düzenlediği basın toplantısında, Fırat Kalkanı Operasyonu ile Türkiye'nin Suriye'deki iç savaşın fiili tarafı haline getirildiğini savundu.

Bu kararı kimin ve nasıl verdiğini uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını belirten Baluken, "Başka bir ülkenin egemenlik alanına girme gibi çok ciddi bir durumla ilgili konuşuyoruz ama TBMM'yi bilgilendirme noktasında en küçük bir gündem bile bu saate kadar dillendirilmemiştir. Bu karar, Erdoğan ve AKP'nin yanlış üstüne yanlış yaptığı Suriye politikasında belki de geri dönülemez en büyük yanlışıyla maalesef bölge halklarının önüne getirilmiştir." ifadesini kullandı.

Söz konusu operasyona CHP ve MHP'nin de ortak olduğunu ileri süren, Baluken şöyle devam etti:

"İki gün önce Çankaya Köşkü'nde yapılan üçlü zirvede belli ki bu savaş kararı tartışılmış ve ortaklaşılmıştır. Şu anda ortaya çıkan tablo maalesef üç liderin çılgın bir şekilde sarayın talimatı doğrultusunda ülkeyi geri dönülemez bir savaş sürecine sürüklemesiyle karşı karşıyayız. Bu savaş kararı uluslararası hukuk nezdinde Türkiye'yi oldukça zora sokacak bir karardır. Bu karar Suriye'deki savaş ortamını daha şiddetli bir şekilde Türkiye'nin içerisine taşıyacaktır. Gelinen aşamada yanlış olarak tespit ettikleri birkaç yıllık Suriye politikasından ders alıp bir doğru politika belirleme durumu yoktur. Yanlışın üstüne yanlış ekleyerek yanlışı büyütme durumuyla karşı karşıyayız."

Baluken, Suriye'ye dönük müdahaleyi kesinlikle IŞİD'le mücadele olarak değerlendirmediklerini belirterek, "AKP'nin ve Erdoğan'ın şu anda planlamış olduğu, CHP ve MHP liderlerinden de onay aldığı bu Suriye müdahalesini kesinlikle bir IŞİD'le mücadele hamlesi değil orada Kürtlerin kazanımlarını boğmaya yönelik bir operasyonel süreç olarak değerlendirdiğimizi ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baluken, operasyonun, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Türkiye ziyaretine denk gelmesinin tesadüf gibi durmadığını savundu.

Türkiye'nin barışçıl temele dayalı bir politika geliştirmesi gerektiğini ifade eden Baluken, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin Suriye politikasının nasıl iflas ettiğine hepimiz şahitlik ettik. Belli ki aynı ısrarı hala sürdürüyorlar. ABD'ye mesaj vererek, Rusya'ya mesaj vererek, Avrupa ülkelerine mesaj vererek her türlü çılgınlıkları yapabileceğini, bölgedeki halkların iradelerini esas almadıklarını ortaya koyuyorlar. Bunu son derece sakıncalı ve tehlikeli görüyoruz."