Güncel Güncelleme Tarihi: 7 Şub 2017 10:39

Diriliş Ertuğrul okçuluğa olan ilgiyi artırdı

Manisa’da kendi kurduğu atölyesinde en geleneksel yöntemlerle ata sporu ok ve yay imalatı yapan Mahmut Yağcıoğlu, Diriliş Ertuğrul dizisiyle beraber insanların okçuluğa olan merakının arttığını söyledi. 

Diriliş Ertuğrul okçuluğa olan ilgiyi artırdı

Manisa’da kendi kurduğu atölyesinde en geleneksel yöntemlerle ata sporu ok ve yay imalatı yapan Mahmut Yağcıoğlu, Diriliş Ertuğrul dizisiyle beraber insanların okçuluğa olan merakının arttığını söyledi. 

Son zamanlarda Diriliş Ertuğrul gibi televizyon dizileri, insanların tarihe olan merakını arttırdı. Diriliş Ertuğrul dizisiyle birlikte dönemin en modern silahları olan Türk oklarına olan ilgi de arttı. Manisa’da ok ve yay ustası Mahmut Yağcıoğlu ise Şehzadeler ilçesine bağlı Saruhan Mahallesi’nde kendi kurduğu atölyesinde uzun yıllardan beri geleneksel yöntemlerle ok ve yay imalatı yapıyor. İlk olarak 1990’lı yıllarda modern okçulukla bu spora başlayan Yağcıoğlu, şimdilerde İzmir’de ustalık yapan Süleyman Cem Dönmez’in eğitimiyle birlikte geleneksel yöntemlerle ok ve yay imalatı yapıyor. Boynuz, hayvan tendonu, balıktan üretilen tutkallar ile tamamen doğal ve o dönemlerin yöntemleriyle yay üretimi yapan Yağcıoğlu, o dönemlerde kullanılan çeşitli okları da geleneksel yöntemlerle üretiyor. Bir yayın tam anlamıyla kullanılabilir olması ise yaklaşık 2 yıl sürüyor. 2 yıl gibi bir sürede demlenen yay, ok atışı için hazır hale geliyor.

Okçuluk sporu için sadece iyi bir ok ve yay setinin yeterli olmadığını söyleyen Yağcıoğlu, havanın ısısı, rüzgarın yönü ve çalışmaların da etkili olduğunu belirtti. Geleneksel okçulukta, okların pek çok çeşidinin olduğunu söyleyen Yağcıoğlu, "Geleneksel okçuluğumuzda oklar çok çeşitli. Yangın okundan tutun, savaş okundan, hedef okundan, menzil okundan, yeni başlayanlara kadar birçok ok yapılmış. Ecdat bunu çok detaylandırmış. Yeni başlayanlar için tehlike yaratmayacak oklar oluşturmuş. Uzun mesafe atışı yapabilmek için menzil okları yapılmış, deniz savaşlarında yangın oku kullanılmış. Büyük kapıların kırılmasında zarf oku denilen kurşun levhalara da atılabilen oklar yapılmış. Amacına göre çok detaylı çalışmalar var" dedi.

"DİZİLER ETKİLİ OLDU"

Son dönemde tarihi diziler sayesinde insanların bu spora ilgisini arttırdığını belirten Yağcıoğlu, "Son dönem dizileri gerçekten çok etkili oldu. Geleneklerimize biraz daha dönmemizde faydalı oldu. İnsanlar tabi merak ediyorlar. Kendilerine okun ne olduğunu, yayın ne olduğunu anlatıyoruz. Hatta şimdi bile ne kadar etkili olduğunu anlatıyoruz. Tabi bu konuda ilgi var. Bilgi de oluşuyor. Temennim biraz daha detaylı çalışmalara girilip, biraz daha iyi malzemelerle geleneksel çalışmalara yönelmek" diye konuştu.

Okçuluğu merak edip kendisine gelenlere detaylı bir şekilde bu sporu anlattığını hatta dersler de verdiğini dile getiren Yağcıoğlu, "Gelen arkadaşlarımıza, misafirlerimize bunu anlatıyoruz. İsteyenlere öğretiyoruz. Ders verdiğimiz arkadaşlarımız var. Belli dönemlerde bir araya gelip derslerini veriyoruz. Çok detaylı çalışmalar gerekiyor. Hassas bir denge var bu ok ve yayda. Onları anlatıyoruz. Satın almak isteyenler için de kendilerine uygun şartlarda ok ve yaylardan veriyoruz" şeklinde konuştu.

"NE KADAR ÇOK İLGİ GÖRÜRSE ESKİ BAŞARILARIMIZI O KADAR YAKALARIZ"

855 metreye isabetli atış yaparak aşılamayan bir rekor kıran ve Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Tozkoparan İskender’in başarısını yakalamak için gelecek nesillere ustalar yetiştirmek istediğini belirten Yağcıoğlu, şimdilerde ancak 500 metrelere ok atabildiklerini söyledi. Tozkoparan İskender’in başarısını ve geleneksel yöntemlerin gelecek nesillere aktarılacak öğrencilerle gelişeceğini sözlerine ekleyen Yağcıoğlu, "Bu bizim ata sporumuz. Ne kadar iyi yapılırsa, ne kadar çok ilgi görürse eski başarılarımızı o kadar yakalarız. Şu anda bilindiği üzere dünyada en uzağa ok atma rekoru bize ait. Tozkoparan İskender tarafından 855 metreye ok atılmış. Şimdilerde biz daha 500 metrelerdeyiz. Çok çalışıp, çok bilgi edinip o derecelere ulaşmaya gayret ediniyoruz. Arkadaşlarımızdan istekli olanlar var onlara yardım ediyoruz. Bize düşen de bu başarıları tekrar elde edebilmek için çalışmak" dedi.

"STRESLE BAŞA ÇIKMANIN DA İYİ BİR YOLU"

Okçuluğun İslam dininde de önemli bir yerinin bulunduğunu belirten Yağcıoğlu, "Okçulukla ilgili hadisler var. Ecdat okçuluğu yaparken, dini bir vecibe gibi yerine getirmiş. Abdestsiz ok atmamış. Ok meydanına izinsiz girmemiş. Belli kuralları olan, ciddi felsefesi olan bir spor dalı" diye konuştu.

Özellikle çocuk gelişimi için okçuluğun büyük bir öneme sahip olduğunu söyleyen Yağcıoğlu, "Ayrıca okçuluk dini açının dışında sosyal açıdan da çok faydalı. Özellikle çocukların gelişiminde, disiplinli bir hayat kazanmalarında, başarılı olmaları için çok önemli. Çünkü okçuluk çok ağır şartlar altında yapılan bir spor. Çalışma ve gayretlerini arttırıyor. Disiplini arttırıyor. Özgüvenlerini yükseltiyor. Gelişmelerine etkide bulunuyor. Dolayısıyla çocuklarımıza öneriyoruz. Ayrıca herkes için stresle başa çıkma yöntemi. Çünkü hadislerde de bahsedildiği gibi; ’Ok atın rahatlayın’, ’Canı sıkılan ok atsın’ gibi sözler var. Dolayısıyla bunu yaşayarak da görüyoruz ki ok atınca insan rahatlıyor. Stresle başa çıkmanın da iyi bir yolu" ifadelerini kullandı.

Her geçen gün kendisini geliştiren ve geleneksel yöntemleri araştıran Yağcıoğlu’nun en büyük hedefi ise Tozkoparan İskender’in başarısına ulaşabilmek.

(Aykut Yeniçağ / İHA)

Ekleme Tarihi: 7 Şub 2017 10:39