DIŞ HABERLER — ABD'deki Nevada Üniversitesi araştırmacıları, Güneş Sistemi'nin dış kuşağında yer alan Neptün ve Uranüs gibi buz devlerinin derinliklerindeki muazzam basınç ortamını laboratuvarda canlandırarak suyun daha önce bilinmeyen yeni bir moleküler yapıya dönüştüğünü kanıtladı. Communications Chemistry dergisinde yayımlanan bulgular, aşırı basınç altındaki suyun atomik simetrisini kaybederek büküldüğünü ve bambaşka bir kimyasal karaktere büründüğünü ortaya koydu.
22 Milyon Atmosfer Basınçta Atomik Deformasyon
Fizikçi Dr. Ashkan Salamat liderliğindeki araştırma grubu, özel olarak tasarlanan iki elmas örs ucu arasına mikro ölçekte bir su damlası yerleştirdi. Sıkıştırma mekanizmasıyla suyun üzerindeki basınç 222 gigapaskalın (GPa) üzerine çıkarıldı. Bu seviye, yeryüzündeki standart atmosfer basıncının yaklaşık 2,2 milyon katına karşılık geliyor.
Sıkıştırılan maddenin atomik seviyedeki dönüşümünü gözlemlemek için yüksek hassasiyetli X-ışını kırınımı yöntemi uygulandı. Teorik fizik prensiplerine göre atomların artan basınç altında daha düzenli ve kusursuz bir simetrik kristale dönüşmesi beklenirken, deney tam tersi bir tablo sundu. Aşırı yük altındaki su moleküllerinin bağlarının asimetrik biçimde gerildiği ve yapısal deformasyona uğradığı saptandı.
Buz-X Sınırı Aşıldı ve Gezegen Modelleri Değişti
Laboratuvar sonuçları, bilim literatüründe tanımlanan 20'yi aşkın buz fazı arasında bulunan ve yüksek basınçta meydana gelen "Buz-X" (Ice-X) yapısına ilişkin mevcut kabulleri de güncelledi. Yaklaşık 50 GPa basınçta hidrojen ve oksijen atomlarının dengeli bir simetriye kavuştuğu bilinen Buz-X, 222 GPa seviyesinde bu kararlılık sınırını geride bırakarak karmaşık bir yapısal faza geçti.
Araştırma ekibi, aşırı basınçta beliren bu formun dev gezegenlerin iç yoğunluğunu, termal iletkenliğini ve manyetik alan hareketlerini doğrudan etkilediğini vurguluyor. Elde edilen veriler, Voyager uzay sondalarından ve uzay teleskoplarından aktarılan ölçümlerle birleştirilerek derin uzaydaki ötegezegenlerin iç yapısını ve potansiyel yaşam koşullarını modelleyen astrofizikçiler için temel parametreleri yeniden şekillendirecek.

