25 Şubat Pazar akşamı Beşiktaş’ın ezici bir oyunla kazandığı maçı ardından gelen kupa maçını herkes bir nevi rövanş mücadelesi olarak görüyordu. Ancak teknik direktörler öyle görmemiş olacak ki takımlar yedek ağırlıklı kadrolarla sahadaydı.
Tipik bir beraberlik maçı olarak planlanmış maçın ilk yarısında her iki teknik direktörün de beklemediği 3 gol vardı. Maçta beklenmeyen bir başka şey de Fenerbahçelifutbolcuların fazlaca siniriydi diyebiliriz.
Nitekim ilk yarının sonuna doğru Alper Potuk sinirine hakim olamıyor ve TolgayArslan’ı ittirerek ikinci sarıdan kırmızı kartı görüyordu. Kısacası Alper Potuk, Soldado kadar profesyonel olamadığı için atılıyordu. Soldado ise attığı onca dirseğe, tekmeye rağmen sahada kalmayı başarıyordu.
İşte Türk futbolcuların Edirne’den sonraya gidememesinin temel nedenlerinden biri de budur. Sahaya çıktıkları anda milyon dolarlık adam olduklarını unutuyor çocuk gibi didişmeye başlıyor sinirlerini olduğu gibi sahaya yansıtıyorlar.
Tamam Akdeniz insanın temel özelliğidir çabuk sinirlenme ama Negredo örneğin Norveçli değil ki! Yurtdışında sinirine hakim olamayan topçular Q7 kalitesinde bile olsa kendine yer bulamıyor Türkiye gibi 2 hatta 3’üncü sınıf futbol ülkelerinde top koşturuyorlar.
İlk yarıda akıllarda kalan bir başka önemli anda Jermain Lens’in ilk yarının sonunda heba ettiği pozisyonun dönüp Beşiktaş kalesinde gol olması oldu. Bu pozisyon şansla ya da şansızlıkla açıklanabilecek bir durum katiyen değildir.
Sorarım size aynı pozisyonu Gökhan Gönül ya da Caner Erkin kaçırsa; bugün her iki futbolcu için de hain, Fenerbahçe’ye gönül borcunu ödedi gibi ithamlarla Türkiye’de ki futbolculuk geleceklerine dahi etki edebilecek iftiralar atılır mıydı? Atılmaz mıydı? Lens için de aksi bir düşünce olmamalı tez elden Beşiktaş ile ilişiği kesilmelidir.
İkinci yarı başlarken Lens’in bahsettiğimiz nedenden ötürü kesik yiyeceğini tahmin ediyorduk. Fenerbahçe’nin ilk golündeki hatası ve yavaşlığı nedeniyle Vida’nın da çıkması olası görülüyordu.
Ancak 40 yıllık hoca olan, geçtiğimiz hafta ön görülerine methiyeler düzdüğümüz Şenol Güneş’in, Fenerbahçe’nin futbol aklıyla Beşiktaş’ı yenemeyeceğini anlayarak oyunu çirkinleştirmek üzere bir kurgu yaptığını görememiş olması bizi şaşırttı.
Zira ikinci yarıya patlamaya hazır bir bomba olan Q7 ile başlamasının Fenerbahçe’nin niyetini anlamadı demekten başka bir izahı olamaz. İkinci yarı başlar başlamaz Babel ve Q7 sağlı sollu Fenerbahçe kalesine gelirken, Souza çıkan kargaşada fırsatçılığını konuşturup Q7’ye yumruk attı kendini yere bıraktı.
Aydınus da bu oskarlık oyunculuğu ödülsüz bırakmadı ve Q7’ye kırmızı kartı gösterdi. Q7’nin kırmızısına diyecek çok sözümüz olsa bile kağıt üzerinde hakem haklı diyelim.
Peki ama olay yerine koşup gelen Volkan’ın kırmızısı ne oldu? Souza’nın ıska geçen yumruğu bir sarıyı da mı hak etmiyordu yani! Bu noktada suçun büyük kısmı Q7, Souza ve Aydınus hesabına kesilmiş olsa bile Şenol Güneş’de böyle gergin bir maçta sahaya Q7’yi sürerek payına düşen eleştiriyi almalı diye düşünüyorum.
Çok da mühim olmayan Türkiye Kupası’nı Fenerbahçe’ye kaybetsen ne olur kaybetmesen ne? Gelecek hafta Trabzonspor maçında Q7’nin eksikliğini takımı sabote eden Lens ile mi dolduracaksın?
Maç 10’a 10 dengede giderken Volkan’nın hayli geciken kırmızısı geldi. Bu dakikadan sonra ise maç Beşiktaş lehine akmaya başladı. Bu noktada Fenerbahçe’de takdir edilmesi gereken Skertel’e de birkaç satır yazmayı gerekli görüyorum.
110 dakika boyunca neredeyse hatasız bir performans sergiledi. Defansta duruşu, oyun kuruşu kusursuzdu. Maçın 97’nci dakikasında yaptığı kritik müdahale fiziken de ne kadar hazır olduğunu gösterir nitelikteydi.
Aydınus’da göstermediği kartlar ve maçın sonunda vermediği penaltı ile sarı lacivertlilere maksimum faydayı sağlamış, Fenerbahçelilere bir galibiyet olmasa bile bir beraberlik hediye etmiş oldu.
Son bir söz de maçtan bağımsız olarak Beşiktaşlı idarecilere; biz Beşiktaşlı internet gazetecilerine stat girişlerinde bir ayrıcalık verilmelidir. ‘Şimdilik’ olmak kaydıyla bizlere gazeteci gözüyle bakılmıyor kabul, ancak kulüp olarak bir şeyler yapılabilir diye düşünüyorum.