Gökyüzünün Manifestosu: Saklı Kalan Uyanış
kizler yeniayının gerçekleştiği yer, "görünmeyen, bilinmeyen, gizlenmiş olan, izolasyon, kolektif bilinçdışı” gibi tezahürü mümkün olmayan bir alandadır.
GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE İKİZLER YENİ AYI
Bu alanın kapanışı aynı zamanda yükseleni temsil ediyor. Kapanış da açılış da ikizler burcunda! "Gizli sırların açığa çıkması"”kolektif bir uyanışı” “bilinçaltı temizliği”temasını vurguluyor.
Kendi aralarında muazzam bir iş birliği yapan gökyüzü, dönemsel krizlerin arkasında aslında çok büyük bir ruhsal devrimin ve zihinsel uyanışın pürüzsüzce çalıştığını gösterir. Çağın ötesinde bir bilinç sıçramasıdır.
Zamanın Ruhu (Kutbiyet enerjisi), şer gibi görünen kolektif altüst oluşların, aslında ümmetin ve insanlığın uyanışı için ilahi bir plan dahilinde tıkır tıkır işlediğini gösterir. Muhammedi teslimiyet, İsevi sevgi, Musevi asa(simya) ve Hızır dokunuşları el eledir. Arif olan için din yoktur. Edep Ya Hû!
KARANLIĞIN AYDINLIĞA YANSIMASI
Zihinsel ölüm ve doğum bir arada, karanlığın aydınlığa yansımasını da anlatıyor.
Bir başka deyişle birey/toplum bu gizli farkındalığı doğrudan dış dünyaya, kimliğine yansıtmak zorunda kalacaktır. Zihin mantıkla değil, sezgiyle, geçmiş bağlarla ve duyguyla çalışıyor.
Mars’ın bulunduğu yer motor odasıdır ancak görünmez bir alandadır. 20⁰ Boğa’daki Mars burada zarardadır; kişi öfkesini, eylemlerini bastırabilir veya arkasından dönen gizli düşmanlıklarla mücadele etmek zorunda kalabilir, sarsıcı rüyalar ve şok edici farkındalıklar sunabilir. Fiziksel olarak görünürlüğümüzün olduğu yükselen ile başlayan bu alan ruhun giydiği bedendir.
Kişinin dış dünyaya sunduğu maske, mizaç ve fiziksel algıdır. Bu algı mantıktan ziyade duygu, empati ve geçmiş odaklı çalışır. Aşikar bir biçimde görünür olması kişinin kendi kaderini tayin etme gücünü artırır.
Sözler, düşünceler tamamen hislerle ve korumacılıkla şekillenir. Akl-ı Selim’in kalbe inmesidir. Kişi, sadece mantığıyla değil, şefkat diliyle konuşur. Hakikati sözle değil, hal diliyle ve hissiyatla dışarıya yansıtır.
ZİHNİN HALVETİ: İKİZLER YENİAYI İLE KENDİNDEN KENDİNE BİR YOLCULUK
Bilinçaltından gelen ani parlamalar ve Uranüsyen özgürlük hissi, kişinin kendi özdeğerine ve maddi kaynaklarına muazzam, sürpriz bir sıçrama yaptırır. İlişkilerde ani, sıra dışı ve estetik vizyonlar doğar.
Tecelli-i Berki (Şimşek çakması gibi gelen ilham). Kulun kalbine batan dünyevi sevgiler, Uranüs’ün ani özgürleştirici dokunuşuyla ilahi aşka ve gerçek gönül zenginliğine evrilir.
"Zahirden Batına, Batından Zahire"
Aynı zamanda Halvet ve İnziva makamıdır; kulun Rabbi ile baş başa kaldığı, her şeyden tecrit olduğu yerdir. Yeniayın burada olması, kişinin kendi içindeki "ikilikten" (İkizler'in ikili yapısı, vesveseler, zihinsel karmaşa) sıyrılıp, "Seyr-i Süluk" (manevi yolculuk) aşamalarını okuma sanatı; "Nefsi Levvame'den (Kendini kınayan/sorgulayan nefs) Nefsi Mutmaine (Huzura ermiş nefs)"geçişimizle birliktedir.
Vahdet'e (Birliğe) ulaşma arzusu vardır.
HESABI BIRAK,TESLİM OL:GÖKYÜZÜNDE BÜYÜK TEVEKKÜL AKSI
Aşırı detaycılık, her şeyi akılla çözme inadı, evham ve vesvese, tasavvufta bu, aklın (Akl-ı Maaş) dünyevi işlerde boğulmasını temsil eder. “Tevekkül ve Teslimiyet” Akl-ı Mead'a (Hakikat ve mana aklına) geçiştir.
Harita diyor ki: *"Aşırı hesap yapmayı, kusur aramayı bırak; ilahi akışa, deryaya teslim ol."
Eski, takıntılı, her şeyi kontrol etmeye çalışan zihin, gitmesi gereken ilahi akışa direnirse; toplumsal statüyü de sarsacak ani krizler, şoklar ve uyanışlar getirir. (Burada şok edici, ani rüyalar, ilhamlar veya gizli sırların ifşasıyla bu dönüşümü devrim niteliğinde zorunlu kılıyor.) Kulun kalbine ani gelen İlahi Cezbe veya "Letaif" uyanışlarıdır. iç dünyamızdaki bu gizli uyanış (Halvet), artık dışarıya (Zahir) taşmak üzeredir.
İçte pişen, dışa sızacaktır.
Bu teslimiyete geçiş, bir “Cezbe"(ilahi sarhoşluk/ani uyanış) veya devrimci gezegenin sert bir tokatıyla gelecektir. Kul, kontrolün kendisinde olmadığını ani bir olayla idrak edebilir.
Kişi, kendi cüzi iradesiyle her şeyi kontrol edeceğini sandıkça, kader onun planlarını altüst eder. Amaç, kulu zorla da olsa mutlak teslimiyet deryasına atmaktır.
KÜLLERİNDEN DOĞAN RUH: ACIDAN ŞİFAYA, AKILDAN KALBE
Kolektif gezegenlerin oluşturduğu bu uyumlu ağ, kişinin küllerinden doğuşunu simgeler. Bu, kişinin nefsani arzularını dönüştürerek hayat amacının "Teslimiyet ve Tevekkül" makamına ulaşmak olduğunu ve topluma bir mürşit, bir şifacı veya mana rehberi olarak hizmet edeceğini müjdeler.
"Dert, Dermana Alamettir"
"Kahırda lütuf aramak" düsturudur. Kulun canı en çok değer verdiği şeylerden, güvendiği dostlarından ve güç savaşlarından yanar.
Niyazi-i Mısri'nin dediği gibi: *"Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş." Kulun acziyetini anlayıp Allah’a sığınması için bir kapıdır.
Ruhsal uyanış ve kişinin yeni kimliği, toplumsal yaraları ve özgüven eksikliklerini şifalandıracak gücü kendinde bulur. Yaralarından ilham alır.
“Derdin şifaya dönüşmesi"aşamasında kul, kendi acizliğini ve yarasını kabul ettiğinde, ilahi nu o yarayı kapatır ve kul başkalarına merhem olur.
"Karşılıklı ağırlama" ve "baskılanma" mantığı, maddi/manevi değerlerin, koruyucu enerjilerin büyüdüğünü gösteriyor. Ancak sosyal çevrelerden veya gelecek beklentilerinden gelebilecek finansal/özgüven yaraların olabileceğine de işaret eder.
Kriz ve dönüşüm aksı, parayı, sevgiyi, değer duygusunu manipüle etmeye çalışan kolektif güçleri veya içimizdeki derin krizleri anlatsa da, bu kriz, yaratıcılık, vizyon ve ani sezgisel sıçramalarla aşılabilecektir.
VEHHAB TECELLİSİ ve MİYADI DOLAN HUSUMETLER
Maddi kaynaklar, özdeğer ve yetenekler alanında, inançlardan ve aileden gelen büyük bir bereketi, manevi zenginliği gösteren izler mevcuttur. Tasavvufta burası Rızık ve Şükür makamıdır.
Allah’ın er-Rezzâk ve el-Kerîm esmalarının kulun üzerinde cömertçe tecelli etmesidir. Aynı zamanda bu değerin dışarıya cömertçe, parlayarak ve takdir görmek isteyerek sunulacağını söyler. Kişinin bu ilahi lütufları kibir yapmadan, bir "gönül zenginliği" ve el-Vehhâb tecellisi olarak etrafına saçma arzusudur.
Maddi olarak şanslı ama lükse yatkın bir yerleşimi gösterir bu izler.
Yakın çevre, kardeşler, temel eğitim ve analitik zihin alanında kişinin aşırı detaycı, eleştirel, mükemmeliyetçi ve vesveseli çalışan zihin yapısını artık bırakması gerektiğini, bu husumetlerin miyadının dolduğunu gösterir.
YIKIM, DÖNÜŞÜM, YENİDEN İNŞAA
Krizler, dönüşüm, başkalarının paraları, ölüm ve yeniden doğum alanıda tetiklenmiştir.. Kolektif düzenin, tabuların ve güç dengelerinin kökten yıkılıp yeniden inşa edileceğini söyler. Kişi, zihinsel dogmalarını ve arkadaş çevrelerindeki güç savaşlarını burada öldürüp küllerinden doğması icap etmektedir.
Kişinin toplumsal kimliğinden, "ben de herkes gibiyim" yanılgısından sıyrılıp, nefsini tamamen eriterek (Fena fillah) hakikate doğmasını zorunlu kılar.
Vizyonerliği savunsa da bu yeni ay yönünü kaybetmiş bir savaşçı gibidir. Toplumsal kimlikte idealist gibi görünse de, kişiye, ruhsal bir liderlik arayışını veya kariyerde tam olarak ne yapacağını bilememe yanılsamasını verebilir.
Ayrıca bu vizyonerlik bir hizmet makamını da anlatır. Asude yaşamın içinde ilahi aşkla ve fütüvvet ruhuyla hareket eden, benliğini Hak yolunda feda eden bir dervişin aksiyonunu da anlatır.
HAYAT AMACI İLE KADER AMACI KESİŞMESİ
Yüksek felsefe, inançlar, uzak yollar ve yaşam amacı alanında kader amacıyla kavuşması, bu haritanın (veya bu yeniay döneminin) gitmesi gereken mutlak yönün (bütünleşme, şifa, fedakarlık, maneviyat) olduğunu ve bunun toplumsal statü haline geleceğini gösterir.
Sosyal çevre, idealler ve umut alanımızda sınırlarımızı yaralarımızla çizeriz. Ve bu kişi de "benlik/enaniyet" yarasını vurur. "Ben bilirim, ben liderim" diyen nefs, dost meclislerinde kırılır ve terbiye olur. Kişi, gruplar içinde liderlik almaktan, kendini ortaya koymaktan korkabilir veya bu alanda sistem kurarken ağır sorumluluklar altında ezilebilir, engellenebilir.
Bilinçaltındaki öfke ve bastırılmış eylemler, naif ve sezgisel bir dille yumuşayacağını ifade ediyor.Kişi içsel huzursuzluklarını, yapıcı konuşmalara ve sanata dönüştürebilir. Cehr (açığa vurma) ve Hafî (gizli) dengesidir. Nefsin gizli arzuları, kalbin zikri ve tefekkürüyle hizalanır; şer, hayra tahvil edilir.
KRİZLERDEN BÜYÜK ARINMAYA
Maddi ve manevi bir kriz vardır. "Benim değerlerim, benim param, benim aşkım" diyen egoya karşı, kolektifin ve krizlerin dönüştürücü gücü meydan okur. Güç savaşları, finansal manipülasyonlar veya ilişkilerde krizler yoluyla büyük arınma yaşanır.
Kurban makamı; Kişinin en çok bağlandığı, putlaştırdığı dünyevi metalar ve kibir, Gökyüzünün simyacısı tarafından yırtılır. Kişi, elinde hiçbir şey kalmadığında, gerçek sahibinin kim olduğunu anlar.
Yaşanan maddi ve manevi değer krizlerine, egosal kibire, gökyüzünün sunduğu muazzam bir merhem vardır. Kariyerdeki idealizm ve ilahi vizyon, kişinin özdeğerini ve sanatsal yeteneklerini ilahi bir ilhamla besler. Maddi kayıplar manevi kazançla telafi edilir.
Aşk-ı Hakiki tecellisi; dünyevi sevgilerin kırıldığı yerde, gökyüzü akan aktaran olarak kulla dikey bir bağ kurar ve ona ilahi sanatın, ilahi güzelliğin (Cemal sıfatı) kapılarını açar.
İnançların, paranın ve sevginin, sosyal çevrelerdeki aidiyet yaralarıyla çatışmasını da anlatır. "Çok verip değer görmemek" veya inandığı değerler yüzünden arkadaş grupları tarafından yaralanmak demektir. Gönül kırıklığıdır. Gökyüzü bize, geleceğe doğru akarken, bu yaraları bir bilgeye dönüştürerek iyileştireceğini müjdeliyor.
İlme’l-Yakin’den Hakka’l-Yakin’e geçiş. Kul, eski ilmi tecrübelerini ve çektiği çileleri birleştirerek, gelecekte insanlığın acısını dindiren bir tabib-i kulûb (kalplerin doktoru) haline gelir.
"Akılla çıkılan yolun kalpte nihayete ermesini" anlatıyor bu yeni ay. Şu ara hayatınızda neyi çok hesaplıyor, neyin faturasını kesmeye çalışıyorsanız, ilahi nizam oradan sizi sarsacaktır. Bırakın, ne hissettiğiniz o karanlık odada (yeniayda) demlensin. Hatırlayın; akıl her zaman bir çıkış yolu arar, ruh ise sadece bir 'Kabul'..."
Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla
