Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 28 Haz 2026 20:18

Gökyüzünün Matematiğinde Oğlak Dolunayı!

Bu dünya insanı, kendi nefis, hırs, arzularına bağımlı yapabilir. Oysaki dualite bize, gündüzün varlığı gibi gecenin de varlığını kabul etmemizi hatırlatır.

canan acar oğlak dolunayı

DÜNYA MÜLKÜNDEN RUHUN HAKİKATİNE

Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmak, yarın ölecekmiş gibi ibadetini yapmak. Biz bu beden içinde dünyasal varlıklar olabiliriz ancak ölümsüz olan ruhumuz da bizimledir. Ruhun hakikati ile buluşmaya hazır mıyız?

Kendi cevherinle buluş, hakikatin kendisi sende mevcuttur.

Ayaklarımızın üzerinde durmayı para gücüyle, insan gücüyle, araç gücüyle olabileceğine inanmak, bizim zannımızdır. Zengin olmanın, parayla her şeye ulaşabilmenin mümkün olacağı hissi de büyük bir yanılsamadır.

Yakınında bulunan arkadaş dost kardeş ailem dediğine yaslanmanın da bu dar boğazdan geçişi kolaylaştıracağına inanmak da büyük bir yanılsamadır. Veya elinde bulunan bir nesneye araca bel bağlamak da bir yanılsamadır. Sözün özü ile gökyüzünün matematiği bize der ki; “Kendiyle buluşmayan dünyanın kölesi olur

Kendimize soralım, İnsan kendi kadrini nasıl bilebilir?

Yunus Emre’mizi hatırlarız, ilim bilmek dahi bir çözüm değil imiş. “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır”

Ya Kahhar! Toplumsal kimlikleri ego inşaa eder, aynı zamanda ego benlik algısını büyütür.

Dünyaya bağlanmayı bağımlılık haline de getirebilir. Benlik algısının kökten yıkılıp yeniden doğmasını talep eden kahhar tecellisi bu dolunayın bize sunduğudur.

Tabi bu az kolaydır, nefsin bize sirayet etmiş eski alışkanlıklarının direnç potansiyeli oldukça yüksektir. Ancak hazır olun, kırılma noktası kadersel kendini gösterecektir.

İstersek de istemesek de değişim dönüşüm kolektif olarak yaşanacaktır. Değişim dönüşüm kolay olmayacaktır, ancak gerçekleştiğinde kalıcı olacaktır.

Hakikatimiz içimizdeki fıtratta gizlidir. Fıtratımız hallerimizin bütünüdür. Halimiz, ruhumuzun bedenimizdeki tesiridir. Hal ilmi bizi, ruhumuza yakınlaştırır. “Hakkel yakin”, ile ruhumuzun hakikat tecellisinin hal ilmiyle idrakidir.

DİSİPLİN İRADENİN TEMELİDİR

Gerçekliğin dışında ölüm ve ötesi konuları disiplinize edebilecek miyiz? Bilmiyoruz. Ancak bu bilinmeyen alanda sorumluluk almamızı talep ediyor bizden gökyüzü.

Kaçındığımız, o bilinmeyen ile, yüzleşmelere hazır olun. Köklerimizden aldığımız, ailesel varlığımızda yaşadığımız ve baskılandığımız duygusal bağımlılıklarımızın soğuk gerçekliği ile buluşacağız.

Neye karşı, mücadele içinde olacağız? “finansal etkiler ve yaşanmamış baskılanmış duygular”diyebiliriz. Tekamül inişli çıkışlıdır. Bu defa yarım kalmış meseleleri tamamlanma enerjisi bizi sarıp sarmalar. İrademizin disiplini ile adım adım arınma yapabiliriz.

Kişiselleştirilmiş her şey bizi olduğumuz yere mıhlar. Alınganlıklar bizi içten içe kemirir güve misali. İrademiz var diye bilsekte çoğumuz özne değil nesneyiz. Bir de buna kılıf hazırlamışız, “akıştayız” deriz.

Özne olmadan akış içinde, akli melekelerin varlığı da olamaz. Ve hatırla! Kutsal rehberimiz de geçen ayet “siz hiç akil etmezsiniz?” İstikrarlı bir şekilde ilerleyebilmemizin tek anahtarı iç disiplinimizdir. Net ol, kararlı ol! Kapıyı açacak olan da sensin, kapatacak olan da. O güç senin içinde mevcuttur.

İLÜZYONUN YIKILIŞI VE ÇİLE

Umut insanı var da eder, yok da eder. Gerçeklik algısından uzak olan umut, yok oluşun bağımlılığıdır. Hey Hat Dikkat! Umutlar, hayaller ve idealler, nefsin, arzuların ve aceleci beklentilerin getirdiği bir yanılsamayı temsil eder. Kesret içinde vahdeti ararken, gaflete düşmektir.

Hayal kırıklığı insanın masivadan yüz çevirmesi için bir vesiledir. Hangi bakış açısıyla baktığımız kıymetlidir. Gemileri yakmak değil limanları da yakmış isen vay haline! Çileyi, güle çevirmek de zulme çevirmek de bizimle ilgilidir. Hayat bizden yansıyan bir aynadır. Aynan temiz mi ki olanı olduğu gibi görebiliyor musun?

İnsanın içindeki vesveseleri kaygıları karartır aynayı. Arınma için güzel bir süreç sunuyor gökyüzü bize. İnzivayı ister hapishaneye çevir ister halvete, bu bakış yine kendinle ilgilidir. Canın yana yana da mümkün, aşk içinde huzurla menzile varmak da mümkün.

“Ben bilirim, ben yaparım “ diyen ham tarafını, yalnızlığını ve kısıtlanmışlığını eritmeye var mısın? “Çilehane” diye bilinen olması, dışarıdan bakan içindir. İçeride çile mi var, aşk mı var? Zat-ı muhtereme aittir.

Her an teslimiyete çağrı vardır, teslimiyet içinde olan aşkla huzura varandır.

AKIL VE KALP ÇATIŞMASI

Zihin ve inancın çok yoğun olduğu duygu seli içinde geçmişi sorguladığımız bu dönemde, bilinçaltındaki derin değersizlik ve güvende olamama yaramız tetikleniyor.

Zihin ne kadar çok bilgiye, geçmişe veya inanca tutunmaya çalışırsa çalışsın, bizim için yaranın şifasının yine o yarayı sevgiyle kabul etme ile başladığını gösterir. Kendi acınla yüzleşmeden kalbi marifete ulaşamazsın.

Köşeye şıkışmış daralmış hissettiğimiz anlarımızın çoğalmasının nedeni, gönül evi Beytullahtır ve Hak Hakikat peşine revan olurken akıl dünyaya köle olduğu içindir. Sanır ki niyeti iyi, oysa yaptığı her şey nefsine çalışır, kaz gelen yerden tavuğu esirgememekte olduğu gibi.

Veya cehennem korkusuyla yapılan tövbe istiğfar ile cenneti ala için yapılan zikirler de nefsine hizmet eder. Bu çatışmadan kurtuluş nefis tezkiyesi ile mümkündür.

Kendi inşaa ettiğin duvarlara mı güveniyorsun yoksa el vekil olan Allah’a mı?

BUMERANG MİSALİ BIRAKILANLAR, DEVAM EDEN DÖNGÜLER

Dolunay yazılarının çoğu bırakma enerjisini baz alır. Oysaki bırakabilmenin ilk adımı bırakma eyleminin kendisi değildir. Asıl büyük yanılsamalardan biri de budur. Biz bırakmak istesek de bırakamayız.

Bizim için bırakmak istediğimiz nesnenin( tüm varlıkları kapsar) var olan hizmetine neden ihtiyacımız var önce bunun idrakine varabilmemiz ve onu sevgiyle kabul etmemiz, gönül razılığına geçebilmemiz gerekir. Razı olmadan bıraktığımız her şeyin döngüsü devam eder.

Bırakma eyleminin ilk adımı, onunla bizi buluşturan bizim ihtiyacımızın ne olduğunun idraki ve sevgiyle kabule geçiş ile razılıkdır. Sonrasında onu tamamiyle bırakma eylemi ancak gerçekleşebilir.

Şimdiye kadar bıraktıklarımızı gerçekten bırakabildik mi? Son virajda (bırakamadıklarınız) bıraktığınızı zannettikleriniz, yeniden yeni versiyonu ile size dönecektir bumerang misali, siz bıraktığınız zannında yaşarken!

GEÇMİŞİN MUHASEBESİ ve GİZLİ GERÇEKLER

İlişkilerimizde de stratejik bir virajda olduğumuzu gösteriyor. “Büyük yüzleşmelerin” habercisi olan bu dolunay sürecinde, geçmişte konuşulmamış halı altına süpürülmüş ne varsa (özellikle ailevi ve güven sarsıcı konular) devasa bir biçimde masaya gelecektir.

Yüzleşme esnasında manüplasyonlara karşı dikkatli olunması ve güç savaşlarına dönüşmesine engel olunması önem arz eder. Aynı zamanda kendi kendimizi kandırdığımız yerlerin farkına varmamız ile değer verdiğimiz güvendiğimiz o şahsın gerçek yüzünü görebiliriz. Fedakarlık dozunu ayarlayamayanlarımız için hayal kırıklığı kaçınılmaz olabilir.

Ayrıca, gerçekten köklü ve sağlam temelli olan ilişkilerimiz bu krizlerden daha da güçlenerek varlığını onurlandıracaktır.Eğer ilişkiniz dürüstlük ve sorumluluk üzerine kuruluysa bu dolunay evlilik veya aynı eve taşınma gibi ciddi kararları beraberinde getirebilir.

Gökyüzünün bize sunduğu bu kadersel dönüşüm, canımızı yakan kadersel ayrılıkların bile aslında bizi, gelecekteki toplumsal statümüze ve ruhsal şifamıza götürmek için yaşandığını hatırlatıyor.

Bu dönemde dürtüsel kararlardan sakınarak gerçekçi ve disiplinli yaklaşımlarımız bu zor süreçten korunmamız da bizi destekleyebilir.

FİNANSAL ARAZLAR, KISITLANMIŞ ARZULAR

Şimdiye kadar bir şekilde maddi kaynaklarımızı iyi idare edebilmiş idik. Oğlak yeniayından beridir, düzenli yapabildiğimiz maddi harcamalarımızı kısıtlamaya çalışmanın dahi hiç bir faydası olmadığının farkına vardığımız bir finansal dönüm noktasındayız.

Gelecek ödemelerin zamanında alınamaması gidecek ödemelerin zamanında verilememesi, görünürdeki etki gibi durabilir. Kutsal rehberimiz bolluk bereket kapısının nimetin Şükrü ve zekat ile olabileceğini, rızkı verenin yalnızca O(Er Rezzak) olduğunu bize hatırlatır.

Ancak biz “unutan”olarak maddi kaygılarımızın varlığı, insana minnet etme halimiz, alınan kazancı sahiplenmemiz ve kontrollünün de bizde olduğunu zannettiğimiz için borçlanma potansiyelimizi büyütürüz. Zor anımızda yanımızda olan insana olan minnetimizde bu hali büyüten unsurlardandır.

Oysaki minnet yalnızca, o insanı vesile eyleyen Rabbimize olmalıdır. Rızkı veren Allah’tır! O rızık ile buluştuğunda, rızkını bölüşebilmek de nimetin Şükrüdür. Rızık için hepimiz şükrederiz, ancak söz ile yapılan şükür yetersizdir, onun tam manasıyla yaşamak, Şükrü’n eylemi ile mümkündür.

Bir hatırlatma daha, rızık sadece nimet veya para gibi somut varlıklar değildir, rızık oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. Sevginin, şefkatin de bir rızık olduğunu hatırla! Yaratılmışı yaradandan ötürü sevmek de bize verilen sevgi rızkını bölüşmektir.

Kutsal rehberimizde, Tevbe Suresi 18 ve 60. Ayetinde kazancımızın bir kısmını kimlere verilmesinden bahseder, rızkını bölüşenlerin bakara suresi 261. Ayetinde de rızkın bereketinin nasıl artırdığından da bahseder. O’nun ne güzel lütufları vardır.

Hamd ve şükür yalnızca Allah’adır.

Ayrıca bu dönemde eski yatırımları, gözden kaçan sözleşmeleri ve alacakları tahsil etmek için iyi bir fırsattır. Borçla büyümek veya riskli yatırımlara girmek yerine, nakit kullanmak, borçları yapılandırmak ve somut varlıklara odaklanmak bi çözüm getirebilir.

GÖKYÜZÜNÜN İLAHİ LÜTUFLARI

Oğlak dolunayı, kendi sorumluluklarımızla disiplinimizi bilinmeyen alanda bize sorgulatırken, ilahi sistemin lütuflarının varlığını da sunuyor. Öyle değil midir, “her zorluğun selameti kendi derecesinde gizlidir.”

Gökyüzünde ne varsa yerde de o vardır. Kendini köşeye sıkıştırılmış gibi görsende aslında seni dünyevi bağlardan, zihni kuruntulardan ve sahte güvencelerden özgürleşme fırsatı sunuyor. Şu an yaşadığın ve yaşayacağın krizler, bir yıkım değil, tıpkı bir tırtılın Koza’sından çıkıp kelebek olması gibi, ruhun beden ve dünya hapishanesinden kutulma çabasıdır.

Direnmek yerine teslimiyete geçip gökyüzünün muazzam ilahi lütuflarıyla buluşan olabiliriz. Celal tecellisi yerini, ilham ve cezbe kanalları açılarak muhteşem bir cemal tecellisine bırakabilir. Ruha nefes aldıracak ilahi kurtuluş kapıları açılabilir.

Nefsin tezkiyesi ile egon ezildikçe ruhun özgürleşecek ve gönlün ilahi aşka, ilhama açılacaktır. Kahır içinde lütuf kapısı sırlıdır.

Ve hatırla! Kapı da sensin! Kapıyı çalacak olan da! Kapıyı açacak olan da sensin!

Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla

Canan Acar 28.06.2026 🪶💫☀️🌈🍁🕊 (30 Haziran oğlak dolunayı)

Ekleme Tarihi: 28 Haz 2026 20:12