Hürmüz geçişinde riyal hamlesi: Yeni planın perde arkası
İran Meclisi’nde hazırlanan tasarıya göre Hürmüz Boğazı geçiş ücretlerinin riyal ile tahsil edilmesi planlanıyor. Düzenleme, bölgesel denklemi etkileyebilir.
📍 İran’ın başkenti Tahran’da, 10.04.2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücretlerinin İran’ın ulusal para birimi olan riyal ile ödenmesini öngören yasa tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamaya göre tasarı henüz yasalaşma aşamasında bulunuyor. Buna rağmen düzenlemenin, enerji ticareti ve deniz taşımacılığı açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı’nda yeni bir dönemin habercisi olabileceği yorumları yapılıyor.
İranlı yetkili, tasarının kabul edilmesi halinde boğazın güvenliği ve geçiş denetiminin daha geniş biçimde Silahlı Kuvvetlerin kapsamına gireceğini söyledi. Ayrıca Umman ile bu alanda bir işbirliği anlaşmasının imzalanmasının da gündeme gelebileceğini belirtti. Söz konusu açıklamalar, yalnızca teknik bir tahsilat değişikliği olarak değil, aynı zamanda bölgesel güç gösterisinin yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor.
“Meclis’in hazırladığı yasa tasarısına göre, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücretleri İran ulusal para birimi riyal ile ödenecek.”
Bu çıkış, özellikle yaptırımlar altındaki İran ekonomisinin dış finans sistemine karşı alternatif ödeme kanalları aradığı bir dönemde geldi. Uzmanlara göre riyal şartı, yalnızca ekonomik değil, siyasi ve stratejik bir mesaj da içeriyor. Ancak tasarının uygulama usulleri, uluslararası hukuk boyutu ve fiili tahsilat mekanizmasının nasıl işleyeceği konusunda henüz netleşmiş resmi ayrıntılar bulunmuyor.
⚓ Hürmüz’de yeni denklem: Para birimi mi, güç mesajı mı?
Dünya petrol taşımacılığının en kritik geçiş noktalarından biri kabul edilen Hürmüz Boğazı, uzun süredir sadece enerji güvenliğiyle değil, jeopolitik gerilimlerle de gündemde yer alıyor. İran Meclisi’nde hazırlanan tasarı, boğazdan geçen gemiler için alınacak ücretlerin İran riyaliyle tahsil edilmesini öngörürken, bu adımın pratikten çok siyasi ağırlık taşıdığı yönünde değerlendirmeler öne çıkıyor. Çünkü uluslararası deniz ticaretinde ödeme sistemleri çoğunlukla dolar merkezli ilerlerken, İran’ın kendi para birimini şart koşması doğrudan mevcut finans düzenine itiraz olarak okunuyor.
ABD basınında daha önce yer alan haberlerde, İran’ın Hürmüz’den geçen bazı gemilerden ücretleri kripto para veya Çin yuanı ile tahsil ettiği iddia edilmişti. Bu iddialar, ödemelerin ABD finans sistemi dışında tutulmaya çalışıldığı ve böylece yaptırımların etkisinin azaltılmasının hedeflendiği yorumlarını beraberinde getirmişti. Ancak bu bilgilerin tamamı bakımından bağımsız ve nihai doğrulamanın sınırlı olduğu, resmi uygulama çerçevesinin ise halen tartışmalı olduğu görülüyor.
İran tarafının şimdi riyali merkeze alan bir yasa tasarısını gündeme taşıması, önceki alternatif ödeme yöntemlerinin daha kurumsal bir modele dönüştürülmek istendiği şeklinde yorumlanıyor. Bununla birlikte tasarının kabul edilmesi bile tek başına uluslararası aktörlerin bu modeli tanıyacağı anlamına gelmiyor. Uygulamanın sahada nasıl karşılık bulacağı, denizcilik şirketlerinin buna nasıl yaklaşacağı ve bölge ülkelerinin tavrının ne olacağı önümüzdeki süreçte belirleyici olacak.
🌍 Ateşkes, diplomasi ve 20 ülkelik planlama
Hürmüz Boğazı tartışması, bölgede son haftalarda artan askeri ve diplomatik gerilimden bağımsız değil. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat 2026 tarihli saldırılarının ardından başlayan süreç, karşılıklı hamlelerle geniş çaplı bir krize dönüştü. Bu gelişmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın, 8 Nisan 2026 saat 01.30 sularında geçici ateşkesi kabul ettiğini duyurması dikkat çekti. Açıklamaya göre ateşkesin önemli şartlarından biri, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişin yeniden güvence altına alınması oldu.
Trump yönetiminin, İran’dan gelen 10 maddelik teklifin müzakere için uygulanabilir bir zemin sunduğunu savunduğu aktarıldı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise ülkenin savaşta hedeflerine ulaştığını öne sürerken, nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Tarafların söylemleri sertliğini korurken, diplomasi masasının tamamen dağılmaması bölgedeki kırılgan dengeler açısından önemli görülüyor.
Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin de Hürmüz’de seyrüsefer özgürlüğünün korunması için diplomatik çözüm vurgusu yaptı. Vautrin’in açıklamasına göre Fransa’nın girişimiyle yaklaşık 20 ülke, gerekmesi halinde gemilere refakat kapasitesinin nasıl oluşturulabileceğine ilişkin bir planlama üzerinde çalışıyor. Bu tablo, Hürmüz’de yaşanan tartışmanın artık yalnızca İran ile ABD arasındaki bir gerilim olmaktan çıktığını, çok taraflı bir güvenlik dosyasına dönüştüğünü gösteriyor.
“Gerekirse gemilerin boğaza refakat edilerek girebilmesi için kapasitelere nasıl sahip olabileceğimize bakmak için yaklaşık 20 ülke bu planlama üzerinde çalışıyor.”
📌 Tasarı yasalaşırsa ne olabilir?
İran’ın riyal şartı getiren tasarısı yasalaşırsa, bunun ilk etkisi sembolik düzeyde görülebilir. Tahran yönetimi böylece hem yaptırım baskısına karşı kendi para birimini öne çıkaracak hem de Hürmüz üzerindeki egemenlik iddiasını daha görünür hale getirecek. Ancak deniz ticaretinin uluslararası yapısı dikkate alındığında, bu modelin sorunsuz işlemesi için yalnızca siyasi irade değil, teknik uyum ve uluslararası kabul de gerekecek.
Bunun yanında mesele ekonomik bir başlıktan çıkıp güvenlik krizine dönüşme potansiyeli de taşıyor. Boğazdan geçiş ücretleri, askeri kontrol, refakat planları ve ateşkes koşulları aynı dosyada birleşince, her yeni açıklama piyasalar ve bölgesel diplomasi üzerinde doğrudan etki yaratabiliyor. Önümüzdeki günlerde gözler, hem İran Meclisi’ndeki yasa sürecine hem de İslamabad’da yürütülmesi beklenen müzakerelere çevrilecek. Sürecin yönünü, tasarının yasalaşıp yasalaşmayacağı kadar, tarafların sahadaki gerilimi düşürüp düşürmeyeceği belirleyecek.
