Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 3 Eki 2026 12:54

İnsan İçten İçe Kendini Baskın ve Güçlü Olana Teslim Eder

Kendi iradesini taşımakta zorlanan insan, bazen güçlü olanın iradesine sığınır; teslim olduğunu bilmez, güvende olduğunu zanneder.

hakan göksel antalya psikolog konyaaltı psikolog

İnsan her zaman özgürlüğün peşinden gitmez. Çünkü özgürlük yalnızca istediğini yapabilmek değil; seçmek, yanılmak ve seçiminin sonucunu taşıyabilmektir. Bazen bir başkasının kararlarına uymak, kendi kararlarının sorumluluğunu taşımaktan daha güvenli gelir.

Bu ilişki biçiminin ilk izleri çok erken dönemlerde oluşabilir. Baskın bir ebeveynin yanında uyum göstermek çocuğu çatışmadan koruyabilir. Fakat bir zamanlar güvenli kalmanın yolu olan bu uyum, yetişkinlikte fark edilmeden ilişkinin dili hâline gelebilir.

Kadın-erkek ilişkilerinde de bazen aynı düzen kurulur. Biri karar verir, diğeri uyum sağlar; biri sınırları belirler, diğeri kendi sınırlarını geriye çeker. İnsan bir süre sonra kendisine hükmedilmesinden yakınırken, kendi iradesiyle baş başa kaldığında ne yapacağını bilemeyebilir.

Çünkü bir başkasına bıraktığı yalnızca kararları değildir. Karar vermenin kaygısını, yanılmanın bedelini ve sonuçların sorumluluğunu da bırakır.

Baskın olanın yanında bulunmak böylece yalnızca teslimiyet üretmez; bazen güven, aidiyet ve güç duygusu da üretir. İnsan kendi gücünü kurmak yerine, güçlü olanın gölgesinde kendisini güçlü hissedebilir.

Bu mesele bireyden topluma geçtiğinde biçim değiştirir, fakat psikolojik damar bütünüyle kaybolmaz.

Toplumlar da belirsizlik, ekonomik sıkışma, güvenlik kaygısı ve çatışma dönemlerinde güçlü görünen otoritelere daha fazla anlam yükleyebilir. Türkiye’de de farklı dönemlerde bazı kesimlerin iktidarla kurduğu güçlü aidiyet, yalnızca siyasi tercih veya çıkar ilişkisi üzerinden değil; kimlik, güvenlik ve güçle özdeşleşme ihtiyacı üzerinden de okunabilir.

İnsan bazen iktidarın yanında durarak yalnızca onu desteklemez; onun kudretinden kendisine de pay çıkarır. “O güçlü” duygusu, zamanla “biz güçlüyüz” duygusuna dönüşür.

İktidarın meydan okuması kendi meydan okuması, üstünlüğü kendi üstünlüğü gibi yaşanabilir. Böyle olduğunda karşıdaki artık yalnızca başka türlü düşünen biri değildir; “öteki” olur. Siyasi eleştiri de düşünceye yönelmiş bir itiraz olmaktan çıkıp kişinin ait olduğu kimliğe yapılmış saldırı gibi hissedilebilir.

Elbette hiçbir toplumun ve hiçbir siyasi tercihin tek bir psikolojik açıklaması yoktur. Fakat insanın güçle kurduğu ilişkinin, özel hayatından toplumsal hayatına kadar uzanan bir tarafı vardır.

İster bir ilişkinin içinde ister bir toplumun parçası olarak; insan bazen güçlü olmayı öğrenmek yerine güçlü olana ait olmayı seçer.

Ve belki de teslimiyetin en görünmez biçimi budur:

İnsan iradesinden vazgeçtiğini fark etmez; başkasının iradesini kendi gücü zanneder.

— Psikolog Hakan Göksel

#PsikologHakanGöksel #AntalyaPsikolog #KonyaaltıPsikolog #Psikoloji #SosyalPsikoloji

Ekleme Tarihi: 3 Eki 2026 12:54