7 Ağu Pz

Kanserin sonu geldi mi?

Uzun süredir bilim dünyasının odağında olan ve pek çok insanın ömrünü kısaltan ya da sonlandıran kanser ile ilgili son zamanlarda birbiri ardına umut veren gelişmeler kaydediliyor.
Kanserin sonu geldi mi?

Kemoterapi almadan tedavi olma, sadece ameliyatın yeterli olması, kullanılabilecek basit bir ilaç, erken teşhis için geliştirilen kan testleri... Tüm bu gelişmeler de akıllara bir soruyu getiriyor: Nihayet kanserin sonu mu geliyor?

Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümörlere kanser deniyor. Vücudun çeşitli bölgelerinde görülebiliyor. 2020’de küresel olarak yaklaşık 18 milyon kanser vakası teşhis edildi. Araştırmalara göre en yaygın kanser türü meme kanseriyken, hemen ardından da prostat kanseri ve akciğer kanseri geliyor.

2020 yılına ait verilere göre; dünya çapında 10 milyon insan kanserden hayatını kaybetti. Bu da her 6 ölümden birine kanserin neden olduğu anlamına geliyor.

Bütün bu veriler ışığında bilim dünyasının kanser hastalığına çare bulma, engelleme çalışmalarını odağına alması şaşırtıcı değil. Özellikle son zamanlarda, kanser tedavisi üzerine umut veren çalışmalar birbirini takip ediyor. Bu da nihayet insanlık tarihiyle neredeyse yaşıt olan hastalığın artık sonunun geldiğine dair umutları artırıyor.

Kanser ile ilgili yapılan son araştırmalardan ve geliştirilen tedavi yöntemlerinden bazıları ise dikkat çekiyor:

AMELİYAT SONRASI KEMOTERAPİ ATLANABİLİR Mİ?

Yeni bir araştırmaya göre; kanser hastaları ameliyat sonrası kemoterapiyi atlayabilirler. Araştırmacılar, şimdi zararlı yan etkileri ve gereksiz maliyetleri azaltmak için hangi kanser hastalarının bu tedaviden kaçınabileceğini kesin olarak tahmin etmenin yollarını arıyor.

Yeni bir çalışmada, hangi kolon kanseri hastalarının ameliyattan sonra kemoterapiyi atlayabileceğini belirlemek için bir kan testi kullanıldı. Araştırmacıların bir kısmı da bazı düşük riskli meme kanseri hastalarının lumpektomiden sonra radyasyonu atlayabileceğini öne sürüyor.

YAN ETKİLERİNDEN KAÇINILABİLİNİR

Seattle’daki Fred Hutchinson Kanser Merkezi’nden Dr. Stacey Cohen, doktorların kemoterapiden gerçekten fayda sağlayacağını düşündüğü hastalara odaklanması gerektiğini ve muhtemelen bazı hastalar için gereksiz olduğu düşünülen kemoterapinin yan etkilerinden bazı hastaların kaçınmasına izin verilebileceğini söyledi.

Birçok kolon kanseri hastasına, tedavi edilebilseler bile ameliyattan sonra kemoterapi veriliyor. İlaçlar mide bulantısı, anemi ve hafıza sorunları gibi yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ancak hangi hastanın bu tedaviye ihtiyaç duyup duymadığını belirlemek zor. Bilim insanları da bir kan testinin doktorlara yardımcı olup olamayacağını araştırdı.

Çalışma, kanser kolon duvarına yayıldığı için ameliyat olan 455 hasta ile gerçekleşti. Ameliyattan sonra bir gruba, kalan kanser DNA’sını tespit etmek için tümörlerin genetik profiline göre özelleştirilmiş bir kan testi yapıldı.

YÜZDE 93’Ü KANSERDEN ARINDI

Bakımları kan testi tarafından yönlendirildi: Kanser belirtisi göstermiyorsa, hastalar kemoterapi almadı. Bu arada doktorlar, tümörün ve yakınındaki dokunun analizinin rehberliğinde, hastaların geri kalanı için kemoterapi kararı verdi.

Daha az hastaya kemoterapi uygulandı; oranlar yüzde 15’e karşı yüzde 28 olarak çıktı. Ancak her iki grubun yaklaşık yüzde 93’ü iki yıl sonra kanserden arınmıştı.

Avustralya, Melbourne’deki Peter MacCallum Kanser Merkezi’nden Dr. Jeanne Tie, “Ameliyattan sonra kanser DNA’sının saptanmadığı hastalarda, kanserin nüksetme olasılığı çok düşüktür, bu da kemoterapinin bu hastalara fayda sağlama olasılığının çok düşük olduğunu düşündürüyor” dedi.

Chicago Üniversitesi’nde akciğer kanseri konusunda uzman olan Dr. Everett Vokes, “Kemoterapiyi atlamak, kanserin tekrarlaması açısından kişiyi tehlikeye atmadan yapılabiliyorsa, kişinin yaşam kalitesinde büyük bir fark yaratır” dedi.

MUCİZE İLAÇ TEDAVİSİ

Kanser tedavisi için yapılan bir başka araştırma da bilim dünyasında çığır açan araştırma olarak tanımlandı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir düzineden fazla rektum kanseri hastasında, deneysel immünoterapi aldıktan sonra kanserlerinin kaybolduğu görüldü.

New York’taki Memorial Sloan Kettering (MSK) Kanser Merkezi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen küçük bir klinik araştırmanın parçası olan hastaların, dostarlimab adı verilen deneysel bir ilaçla tedavi edilmelerinden sonra tümörlerinin yok olduğu gözlemlendi.

Denemenin detayları pazar günü New England Journal of Medicine’de yayınlandı.
Makale, dostarlimab tedavisi sonrasında kanserlerinin ortadan kalktığını gören rektum kanserli 12 hastanın sonuçlarını açıkladı. Katılımcılar, tedaviyi takiben standart kemoterapi, radyasyon tedavisi ve cerrahi tedavilerden geçmeleri gerektiği düşüncesiyle, altı ay boyunca her üç haftada bir dostarlimab aldı.

KANSER TARİHİNDE BİR İLK

Ancak araştırmacılar, kanserin yalnızca deneysel tedavi yoluyla temizlendiğini buldular. Tedavi, kanser tarihinde bir ilk olarak tanımlandı.

Devam etmekte olan araştırmada, en az 14 hastanın tümörlerinin yok olduğu ve hiçbirinin bu süreçte önemli yan etkiler yaşamadığı belirtildi. Standart radyasyon, cerrahi veya kemoterapi tedavilerine gerek kalmadı ve iki yıla kadar kansersiz olan hastaların hiçbirinde kanser yeniden nüksetmedi.

Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nde yürütülen bu küçük çalışmanın sonuçlarının daha geniş bir hasta popülasyonuna genellenip genellenemeyeceği henüz bilinmiyor.
Araştırmacılar, “Hangi hastaların immünoterapiden fayda görebileceği konusunda daha fazla bilgi sağlamak için sonraki denemeler, yaş, var olan koşullar ve tümör kütlesindeki heterojenliğini hedeflemeli” dedi.

MSK araştırmacıları, aynı yöntemin diğer kanserleri yenebileceğini de araştırıyorlar ve mide, prostat ve pankreas kanserli hastaları inceliyorlar.

MEME KANSERİNİN İLERLEMESİNİ YAVAŞLATAN İLAÇ

Bir başka gelişme de ABD merkezli ilaç şirketi Gilead Sciences’tan geldi. Trodelvy isimli meme kanseri ilacının üçüncü faz sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan şirket, ilacın meme kanserinin ilerlemesini dikkat çekici bir şekilde yavaşlattığını duyurdu.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği'nin (ASCO) Chicago'daki etkinliğinde veriler kamuoyu ile paylaşıldı.

Kemoterapi olan 543 hastanın dahil olduğu üçüncü faz test sonuçlarını açıklayan yetkililer, hastalığın belirli bir dönem için yavaşladığını tespit ettiklerini açıkladı.

Araştırma kapsamında ilacı almayanlarda hastalık dört ayda ilerlerken, ilacı alan grupta ise hastalığın belirli bir noktaya gelmesi 5.5 ay sürdü. Ancak ilacın akyuvar oranının düşmesi ve ishal gibi yan etkileri olduğu da belirtildi.

AŞI, ÇARE OLABİLİR Mİ?

Kansere karşı geliştirilen tedavi yöntemlerinden biri de aşı oldu. Hayvanlar üzerinde yapılan başarılı testler sonucunda kolon, akciğer, meme, yumurtalık ve pankreas tümörlerini küçülttüğü gözlemlenen kanser öldürücü virüs, ilk defa bir hasta insana enjekte edildi.

Avustralya merkezli Imugene Limited tarafından geliştirilen projede, Vaxinia olarak bilinen bir virüs kullanıldı. Kullanılan virüs, sağlıklı hücreleri korurken kanser hücrelerini enfekte etmek, çoğaltmak ve öldürmek için tasarlandı.

Çalışmanın Faz 1 klinik denemesi, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya'daki yaklaşık 10 bölgede metastatik veya ileri katı tümörleri olan 100 kanser hastasında denenecek. İlk denemenin yaklaşık 24 ay sürmesi bekleniyor.

Kanser tedavisi için bilim dünyası çalışmalarına devam ederken erken teşhisin hayat kurtardığına da sık sık dikkat çekiliyor. Peki göz ardı edilmemesi gereken belirtiler neler?

DİKKAT, KANSER BELİRTİSİ OLABİLİR!

Bazı kanser türlerinin erken evresini saptamak veya teşhis etmek oldukça zor olabiliyor. Sıralanan semptomlar, iyi huylu bir tümöre işaret edebilir veya kanserle ilgisi olmayabilir, ancak uzmanlar bu belirtiler karşısında bir doktora görünmeyi öneriyor.

  • Göğüs bölgesinde, boyunda veya genital gölgede yumru oluşması.
  • Göğüslerde çukurlaşma, renk değişikliği veya meme uçlarında akıntı gibi başka değişiklikler görülmesi.
  • Görünümü değişen benler.
  • Şekil, renk veya boyutta değişiklik olan benler.
  • Sık sık ateş çıkması veya enfeksiyonlar.
  • Tuvalete gitme sıklığındaki değişiklikler, dışkı veya idrarda kan olması.
  • Açıklanamayan kilo kaybı.
  • Yemeğin boğaza takılması, yutmada güçlük.
  • Vücutta oluşan anormal morluklar.
  • Kadınlarda olağan dışı kanama veya akıntı.
  • Kronik öksürük veya ses kısıklığı.