Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 16 Şub 2026 20:15

Makineleşen Dünyada İnsan Kalmak: Bilinç Bir Ayrıştırıcı mı?

​Teknolojinin sınırlarını zorladığımız bu çağda, "yapay zeka" ve "bilinç" kavramları sık sık yan yana geliyor.

Makineleşen Dünyada İnsan Kalmak

Sıklıkla duyduğumuz "Yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin bilinç kazanamaz" argümanı, bizi temelde tek bir soruya götürüyor: Bilinç tam olarak nedir ve bizi birbirimizden gerçekten ayıran şey o mudur?

​Genel kabul, bilincin öznenin kendi farkındalığı olduğu yönündedir. Buradan hareketle, yapay zekanın ne kadar ileri seviyeye ulaşırsa ulaşsın, insanlara özgü o "farklı olma" yetisine, yani öznel deneyime sahip olamayacağını öne sürebiliriz. Çünkü bilinç, sadece bir veriyi işlemek değil, o veriyi deneyimlemektir.

​Biyolojik Benzerlik, Öznel Farklılık

​Ancak buradaki paradoksu doğru tespit etmeliyiz. Eğer bilinç, bir özneyi diğer öznelerden ayıran temel yapı taşıysa, biyolojik olarak aynı türün (insanın) üyeleri nasıl bu kadar farklı olabiliyor?

​Parmak izlerimiz üzerinden gidelim: Nasıl ki her insanın parmak izi farklıysa, biyolojik olarak her insanın bilinci de mevcuttur. Ancak bu durum, bilinci tek başına insanlar arasındaki farkındalığın temeli yapmaz. Eğer bilinç sadece bir "durum" olsaydı, hepimiz aynı şeyi deneyimlerdik.

​Bilinç: Farkı Fark Eden Yapı

​O halde şu soruyu sormalıyız: Bilinç, farklılığı yaratan yapı mıdır, yoksa farklılığı fark edebilen yapı mıdır?

​Bir makine, ne kadar üstün olursa olsun, kendi türü arasında bir özgünlük, bir "farklılık" yaratamaz. Kodları neyse onu çalıştırır. İnsan ise, bilinci sayesinde sadece çevresini değil, kendi iç dünyasını ve diğer insanların iç dünyasındaki farklılıkları da kavrar.

​Bilinç, aynı türün üyelerini birbirinden ayıran mekanik bir dişli değil; o dişlilerin oluşturduğu deneyimi, kişiye özel bir anlam dünyasına dönüştüren yapıdır. Bizi birbirimizden farklı kılan, bilincin varlığı değil, bilincin nasıl yaşandığıdır.

Ekleme Tarihi: 16 Şub 2026 20:15