Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 16 Şub 2026 01:29

PKK’yla Uzlaşma Algısı: Halkın Vicdanı Neden Rahatsız?

“Terörsüz Türkiye” söylemiyle yürütülen kapalı diplomasi; umut hakkı ve anayasa pazarlığı iddialarıyla toplumsal vicdanı derinden sarsıyor.

Terör

"Devlet Aklı" mı, Milli İrade mi? Terörle Uzlaşmanın ve "Umut Hakkı"nın Kritik Eşiği

Siyasal otoritelerin "terörsüz Türkiye" hedefiyle yürüttüğü kapalı kapı diplomasisi, terörist başına "umut hakkı" ve anayasal düzenleme tartışmalarıyla toplumsal vicdanı sarsıyor.

Türkiye’nin terörle mücadelesinde bugüne kadar değişmeyen tek gerçek, milletin bu uğurda verdiği koşulsuz destektir. Vatandaş, ödediği vergilerle devletin can ve mal güvenliğini sağlamasını beklerken; meşruiyetin sadece "devlet aklı" iddiasıyla değil, halkın açık onayıyla sağlanabileceğine inanır.

Ancak bugün gelinen noktada, siyasal otoritelerin halkın rızasını almadan yürüttüğü kapalı kapı diplomasisi, PKK’ya meşruiyet kazandırma ve "zafer havası" verme riskini taşıyor.

Demokrasilerde millet, devletin üzerinde bir irade sahibidir ve halkın onayı olmadan atılan bu adımlar, adaletin temeline dinamit koymaktadır. 🛡️

Etnik Devlet Hazırlıkları ve Stratejik Yanılgı

Bölgede bağımsız etnik devletlerin kuruluş hazırlıkları yapıldığı, haritaların yeniden çizildiği bir dönemde; terör sorununu "uzlaşma" ile çözdüğünü sanmak büyük bir stratejik yanılgıdır.

Bu adımın sorunu ortadan kaldırmadığı, aksine terörün ekmeğine yağ sürdüğü fark edildiğinde Türkiye’nin elindeki garanti ne olacaktır? Terör örgütüyle bir kez uzlaşıldığında, yarın benzer süreçlerin yaşanmayacağına dair kim teminat verebilir? Silahlı mücadeleyi "kazanım" olarak gören bir örgütün, yarın masadan kalkıp daha ağır şartlarla dönmeyeceğinin garantisi yoktur. 📍

Adalet Duygusu ve "Emsal" Tehlikesi

Terörist başı için konuşulan "umut hakkı" ve buna yönelik anayasal düzenleme iddiaları, özellikle evlatlarını bu vatan için toprağa vermiş şehit ailelerinin yarasını kanatmaktadır.

Terör2

Eğer devlet, en büyük terör yapısına "uzlaşı eli" uzatırsa, bu durum diğer illegal gruplar için tehlikeli bir emsal oluşturacaktır.

"Onlar silahla kazandı, biz de kazanabiliriz" düşüncesiyle hareket eden her terör grubuna devlet "uzlaşı" ile mi gidecektir? Adaletin taltifle yer değiştirdiği bir iklimde, toplumsal barışın inşa edilmesi sosyolojik bir imkansızlıktır. ⚖️

Savunma Sanayii ve Bölgesel "Ateş Çemberi"

İran, Irak ve Suriye’nin iç içe geçtiği bu kaotik ortamda, "terör bitti" illüzyonuyla savunma kapasitesinden vazgeçilmesi Türkiye’yi savunmasız bırakabilir.

ABD’nin bir yandan müttefik görünüp diğer yandan Suriye’de SDG/PYD üzerinden terör uzantılarına alan açtığı bu denklemde, savunma mekanizmalarını zayıflatmak gelecekte geri dönüşü olmayan beka sorunları doğuracaktır.

Unutulmamalıdır ki; terörle mücadele için yapılan harcamalar sadece bir güvenlik meselesi değil, bölgesel istikrarsızlığa karşı bir kalkandır. 🇹🇷

Geçmişin İzi: Türkiye, 2010’lu yılların başında tecrübe ettiği "Çözüm Süreci" ile şeffaf yönetilemeyen süreçlerin nasıl ağır bedeller ödettiğini görmüştür.

Bugün, anayasal güvenceler ve "umut hakkı" gibi tavizlerin halkın iradesinden uzak şekilde konuşulması, geçmişteki hatalardan ders alınmadığı endişesini derinleştirmektedir. Kalıcı bir barış, ancak halkın onayı ve sarsılmaz bir adalet anlayışıyla mümkündür.

Ekleme Tarihi: 16 Şub 2026 01:29