Rubio-Şeybani-Abdi Buluşması: Suriye Dosyasında Kritik Dönem
ABD, Suriye yönetimi ve SDG temsilcilerinin Münih’teki görüşmesi “entegrasyon” ve bölgesel gelişmeler başlıklarıyla gündem oldu.
Rubio-Şeybani-Abdi Masası: Yeni Başlangıç mı, Yeni Belirsizlik mi?
Münih’te aynı kareye giren üç isim, Suriye dosyasında diplomatik umut kadar soru işaretlerini de büyüttü. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında gerçekleştiği bildirilen ve 14 Şubat 2026 tarihinde gündeme yansıyan görüşmede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Suriye Dışişleri Bakanı Asaad Hassan Şeybani ve SDG lideri Mazlum Abdi aynı masada buluştu. Temasın odağında, Suriye’deki siyasi yapı, güvenlik dengeleri ve taraflar arasında dile getirilen entegrasyon sürecinin uygulanması başlıklarının yer aldığı ifade edildi. 🌍
Diplomatik temasın sembolik yönü kadar siyasi sonuçları da tartışma konusu oldu. Görüşmenin, sahadaki güç dengeleri ve uluslararası aktörlerin pozisyonu açısından yeni bir sürecin işareti mi yoksa mevcut belirsizliklerin devamı mı olduğu sorusu öne çıkıyor. Uzmanlara göre aynı karede verilen görüntü, doğrudan sonuç üretmese de diplomatik mesaj değeri taşıyor.
Entegrasyon tartışmaları ve siyasi mesajlar 🤝
Taraflarca yapılan açıklamalarda Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve merkezi yapısı vurgulanırken, güvenlik iş birliği ve IŞİD’le mücadele başlıklarının da masada olduğu aktarıldı.
Görüşmenin, daha önce duyurulan entegrasyon çerçevesinde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirme amacı taşıdığı belirtildi.
“Bir resim bin kelimeye bedeldir – yeni bir başlangıç.”
Bu ifade, diplomatik çevrelerde temasın sembolik anlamını güçlendiren bir mesaj olarak yorumlandı.
Ancak sahadaki askeri ve siyasi gerçeklikler dikkate alındığında, sürecin somut sonuç üretip üretmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Bölgesel dengeler açısından kritik eşik 🧭
Söz konusu buluşma, yalnızca üç aktörün teması olarak değil; ABD’nin bölgedeki rolü, Suriye yönetiminin uluslararası meşruiyet arayışı ve SDG’nin siyasi konumu açısından da değerlendiriliyor.
Analistler, fotoğrafın diplomatik açıdan güçlü bir sembol oluşturduğunu ancak kalıcı çözüm için yapısal adımların gerekli olduğunu vurguluyor.
Önümüzdeki süreçte taraflar arasında yeni görüşmelerin yapılıp yapılmayacağı, sahadaki güvenlik durumunun nasıl şekilleneceği ve entegrasyon başlığının resmî siyasi çerçeveye dönüşüp dönüşmeyeceği belirleyici olacak.
Bu nedenle Münih’te verilen kare, kesin bir sonuçtan çok temkinli bir başlangıç ihtimali olarak değerlendiriliyor. 🌐
