Rusya'nın Kaybı Türkiye'ye Yaradı 100 Milyon Dolarlık Fırsat
Rusya'nın Baltık çelik pazarındaki ağırlığı azalırken Türkiye harekete geçti. 100 milyon dolarlık ticaret fırsatı gündemde.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa'da değişen ticaret dengeleri, Türk çelik sektörü için yeni fırsatlar oluşturdu. 12 Ekim 2026 itibarıyla Letonya ve Litvanya pazarlarında Türkiye'nin ihracatını artırma hedefi öne çıktı. Rusya'nın geçmişte güçlü olduğu bölgede Türk üreticiler, yeni tedarik anlaşmaları için temaslarını yoğunlaştırdı. Ancak 100 milyon dolarlık potansiyel iş hacminin henüz kesinleşmiş ihracat geliri olmadığı belirtiliyor.
🔴 RUSYA'NIN BOŞLUĞUNU TÜRKİYE DOLDURABİLİR Mİ?
Baltık ülkelerinin çelik tedarikinde yaşanan değişim, Türkiye açısından önemli bir ticari fırsat doğurdu. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşından önce bölgedeki çelik ticaretinde Moskova'nın belirgin bir ağırlığı bulunuyordu. Savaş sonrasında değişen tedarik ilişkileri, Avrupa ülkelerini alternatif üreticilerle çalışmaya yöneltti.
Özellikle Letonya ve Litvanya, çelik ihtiyacını büyük ölçüde dış pazarlardan karşılıyor. Bu durum, üretim kapasitesine sahip Türk şirketlerinin bölgeye yönelik ilgisini artırıyor. Ancak pazardaki boşluğun kalıcı ihracat kazancına dönüşmesi, fiyat rekabetine ve Avrupa Birliği düzenlemelerine bağlı bulunuyor.
Çelik İhracatçıları Birliği, 4-9 Ekim 2026 tarihlerinde iki ülkeye yönelik ticaret heyeti gerçekleştirdi. Türkiye'den 19 çelik üreticisi ve ihracatçısı, Riga ve Vilnius'taki iş görüşmelerine katıldı. Bölgedeki 70'in üzerinde firma temsilcisiyle 300'ü aşkın görüşme gerçekleştirildi. Temasların yaklaşık 100 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine zemin hazırladığı açıklandı.
💰 100 MİLYON DOLARLIK PAZAR HAREKETLENDİ
Türk çelik üreticilerinin hedefi yalnızca yeni müşteriler bulmakla sınırlı değil. Sektör temsilcileri, Baltık ülkelerindeki mevcut ihracat varlığını orta vadede iki katına çıkarmayı amaçlıyor. Bu hedefin gerçekleşmesi, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki ticari konumunu güçlendirebilir.
ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Yavuz Kılıç'ın aktardığı bilgilere göre Rusya, savaş öncesinde bölgenin önemli tedarikçilerindendi. Letonya'nın Rusya'dan gerçekleştirdiği çelik ithalatının payı geçmişte yüzde 60-65 seviyelerine ulaşıyordu. Değişen koşullar, Türk üreticiler açısından alternatif tedarikçi olma fırsatını gündeme taşıdı.
Bununla birlikte Rusya'nın geçmişteki pazar payının tamamının Türkiye'ye geçmesi beklenmiyor. Polonya başta olmak üzere Avrupa'daki diğer üretici ve tedarikçiler de aynı pazarda rekabet ediyor. Türk şirketlerinin avantaj sağlaması için lojistik, teslimat süresi ve fiyat koşullarının belirleyici olması bekleniyor.
📊 LİTVANYA'DA TÜRKİYE İKİNCİ SIRAYA YERLEŞTİ
ÇİB tarafından paylaşılan 2025 yılı verileri, Türkiye'nin Baltık ülkelerindeki mevcut ticari konumunu ortaya koyuyor. Litvanya'nın toplam çelik ithalatı 1,45 milyon ton olarak kaydedildi. Türkiye ise 148 bin 404 tonluk ihracatla yüzde 10,2 pazar payına ulaştı.
Bu sonuçla Türkiye, Litvanya'nın çelik tedarikçileri arasında Polonya'nın ardından ikinci sırada yer aldı. Letonya'nın aynı dönemdeki toplam çelik ithalatı ise 719 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'den Letonya'ya yapılan doğrudan çelik satışları 22 bin tonu aştı.
Baltık çelik pazarında öne çıkan veriler
| Gösterge | Miktar |
|---|---|
| Litvanya'nın 2025 çelik ithalatı | 1,45 milyon ton |
| Türkiye'nin Litvanya'ya ihracatı | 148.404 ton |
| Türkiye'nin Litvanya pazar payı | %10,2 |
| Letonya'nın 2025 çelik ithalatı | 719 bin ton |
| Türkiye'nin Letonya'ya doğrudan ihracatı | 22 bin tonun üzerinde |
| Ticaret heyetindeki Türk firma sayısı | 19 |
| Gerçekleştirilen görüşme | 300'ün üzerinde |
| Potansiyel iş hacmi | Yaklaşık 100 milyon dolar |
Bölgede özellikle inşaat çeliği, dikişli boru ve sıcak haddelenmiş yassı ürünlere yönelik talep bulunuyor. Türkiye'nin bu ürün gruplarındaki üretim kapasitesi, ihracatçılara yeni bağlantılar kurma imkânı sağlıyor. Bununla birlikte talebin büyüklüğü, bütün firmaların aynı ölçüde satış gerçekleştireceği anlamına gelmiyor.
⚠️ ASIL ENGEL RUSYA DEĞİL, AVRUPA'NIN KOTALARI
Türk çelik sektörü yeni pazar fırsatlarını değerlendirirken Avrupa Birliği'nin korumacı ticaret politikalarıyla da karşılaşıyor. Sektör temsilcileri, AB'nin çelik ithalatına yönelik kota daralmasının ihracat üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Açıklamalara göre toplam ithalat kotasının 35 milyon tondan 18,5 milyon tona düşürülmesi önemli bir risk oluşturuyor.
ÇİB yetkilileri, söz konusu daralmanın Türkiye'nin Avrupa'ya çelik ihracatını yaklaşık yüzde 50 oranında sınırlama riski taşıdığını ifade ediyor. Bu oran gerçekleşmiş bir ihracat kaybını değil, sektörün öngördüğü olası etkiyi gösteriyor. Dolayısıyla Baltık ülkelerindeki yeni fırsatlar, Avrupa'nın ticaret sınırlamalarından bağımsız değerlendirilemiyor.
Kota uygulamaları, yalnızca Türk üreticileri değil Avrupa'daki çelik alıcılarını da etkileyebiliyor. Sektör temsilcilerine göre teslimat sürelerinin uzaması ve maliyetlerin artması, alternatif tedarik arayışlarını hızlandırıyor. Ancak ek vergiler ve düzenleyici yükümlülükler, Türkiye'nin fiyat avantajını sınırlayabilecek unsurlar arasında bulunuyor.
🌍 ÇİN BASKISI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM SINAVI
Türk çelik sektörünün karşı karşıya bulunduğu bir diğer önemli sorun, Çin'in küresel pazarlardaki yüksek ihracat hacmi. Sektör temsilcilerinin aktardığı rakamlara göre Çin'in çelik ihracatı 160 milyon ton seviyesine ulaşıyor. Türkiye'nin yıllık çelik ihracatı ise 19,2 milyon ton düzeyinde bulunuyor.
Bu büyük ölçek farkı, Türk üreticilerin fiyat rekabetinde karşılaştığı zorlukları artırıyor. Buna karşılık Türkiye, Avrupa'ya coğrafi yakınlığı ve daha kısa teslimat süreleriyle farklılaşmaya çalışıyor. Üretim esnekliği ve ürün kalitesi de sektörün rekabet gücünü korumaya çalıştığı alanlar arasında gösteriliyor.
Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da ihracatçıların gündemindeki önemli başlıklardan biri. Türkiye'deki elektrik ark ocaklı üretim tesislerinin, bazı rakiplere karşı karbon yoğunluğu bakımından avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu avantajın ticari sonuca dönüşmesi, doğrulama süreçlerine ve karbon maliyetlerine bağlı olacak.
Türkiye'nin ham çelik üretimi 2025 yılında yüzde 3,3 artarak 38,1 milyon tona yükseldi. Açıklanan sektör verilerine göre Türkiye, Avrupa'nın en büyük ham çelik üreticisi konumunu korudu. Ülke, dünya ham çelik üretiminde yedinci sırada yer aldı.
🔎 İSTANBUL'DA 1 MİLYAR DOLARLIK YENİ HEDEF
Türk çelik sektörünün uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmeye yönelik yeni bir organizasyon da İstanbul'da gerçekleştirilecek. ÇİB tarafından düzenlenen Steel Networking Summits, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde sektör temsilcilerini bir araya getirecek. Etkinliğe 50'den fazla ülkeden yaklaşık 500 üst düzey temsilcinin katılması bekleniyor.
Zirvede ticaret politikaları, yeşil dönüşüm, yapay zekâ ve uluslararası tedarik zincirleri ele alınacak. Organizasyon kapsamında yapılacak görüşmelerle en az 1 milyar dolarlık potansiyel iş hacminin temellerinin atılması hedefleniyor. Ancak bu rakamın gerçekleşmiş satış veya imzalanmış sözleşme tutarı olmadığı özellikle önem taşıyor.
Rusya'nın Baltık pazarındaki eski ağırlığını kaybetmesi, Türk çelik sektörü için yeni bir büyüme alanı oluşturmuş durumda. Buna rağmen ihracat hedeflerinin gerçekleşmesi, Avrupa Birliği kotaları ve küresel fiyat rekabetinin seyrine bağlı olacak. Önümüzdeki dönemde yapılacak ticari anlaşmalar, Türkiye'nin bu fırsatı ne ölçüde değerlendirebildiğini ortaya koyacak.
