Köşe Yazısı Mar 21 2016

Soğuk ve Bulanık Bir Akşam’da Futbol…

Soğuk ve Bulanık Bir Akşam’da Futbol…

İstanbul’da canlı bomba 4 cana mal olmuş, tribünler “vatan sana canım feda” sloganları atıyor… Hatta hava bile İstanbul’un matemine uymuş usul usul ağlıyor… Kısacası tüm Türkiye ölenlerini büyük bir teessürle uğurluyordu… Hâlbuki baharın müjdecisi ‘nevruz’ Türkiye’de hiç böyle karşılanmaz, aksine oyunlarla, pikniklerle adeta bir bayram havasıyla karşılanırdı. Ancak terör acımasız yüzünü bir kez daha, üstelik bahar bayramında tüm caniliğiyle gösterdi.
İşte Beşiktaş – Antalyaspor müsabakası bu ortamda başladı. Maç öncesi durum bu kadar gerginken sahada müthiş bir futbol beklemek de abesle iştigalden öteye gidemezdi. Nitekim öyle de oldu. Maça tutuk başlayan Beşiktaşlı futbolcular orta sahayı geçemez bir bitkinlikte top çevirerek başladılar maça. Antalyaspor ise başta dünya starı Samuel Eto’o ve Jean Makoun’un etkili oyunu ile Beşiktaş’ı zorluyordu. Daha maçın başında Serdar Özkan’ın ortasında kafayı vuran Samuel Eto’o topu kaleye nişanlayabilse ya da Necip Uysal’ın Samuel Eto’o ya yaptığı penaltıyı hakem çalabilse bambaşka bir maç izleyebilirdik.
Ancak futbolun koruyucu melekleri Beşiktaş’ın yanındaydı bu sefer. Genellikle bunun tam tersi manzaralara alışık olan Beşiktaş taraftarı eminim maçın başında heyecandan maça kilitlenmiş olarak karşılaşmayı takip ettiler.
Atiba varsa 1 – 0 öndesin
Orta alanda bu denli vasat bir oyun sergileyen Beşiktaş Antalyaspor’un kaçırdığı pozisyonlar sonrası yavaş yavaş açılmaya başladı. Ricardo Quaresma’nın da maçı istemesiyle birlikte takım iyice hareketlendi. Özellikle orta sahada Atiba Hutchinson ve José Ernesto Sosa liderliği ele alınca Beşiktaş hâkimiyetini kurdu.
20. dakikadan sonra başlayan bu rüzgâr dakikalar 27’yi gösterdiğinde iki usta ayağın Oğuzhan Özyakup ile José Ernesto Sosa’nın müthiş duvar pası organizasyonu sayesinde golle taçlandı. Bu dakikalarda Ricardo Quaresma’nın amatör bile denemeyecek seviyedeki hareketiyle aldığı sarı kart takımı biraz tedirgin etti. Ancak ikinci yarıya Olcay Şahan ile başlayan takım beklenenin çok üstünde bir oyunla şampiyonluk sinyalleri verdi.
Bu hakemlerle Beşiktaş her maç Ivan Bebek kabusu yaşıyor…
İkinci yarıda, hakemin belki ilk yarıda veremediği penaltı kararının etkisinde kalarak atladığı iki penaltı pozisyonu var ki eğer maçı Beşiktaş kazanmasa onu ipe götürür. Elbette birincisi Olcay Şahan’ın sol çizgiden içeri kat ederek ortaladığı topu Diego Ângelo de Oliveira’nın eliyle kesmesi, ikincisi ise Atiba Hutchinson’ın Ondřej Čelůstka tarafından çekilerek düşürülmesi. Bunları görmeyen ve penaltı veremeyen maçın düdüğü Hüseyin Göçek’in formsuzluğuna, yan hakemlerde eklenince 5 metre ofsayt olmayan ve devamı muhtemel bir golle ya da en azından çok tehlikeli bir pozisyonla bitecek olan İsmail Köybaşı’nın pozisyonunu da ofsayt gerekçesi ile durduruldu.
Buradan birkaç sonuç çıkabilir. Elbette hepimiz hakemlerin art niyetsiz olduğunu düşünüyoruz. Ama ya 800.000 dört yıldızlı forma sipariş edildiyse ve hakemler güzide bir kulübümüz olan bu kulübün lobisinden çekinerek hareket ediyorsa… Ya da son şampiyonluğu şu anki TFF başkanı zamanında yaşayan Beşiktaş’ın olası şampiyonluğu sonrasında bu başkan karizmasını kaybetme korkusu yaşıyorsa. Öyle ya ben o kadar para harcadım ama 2 kupa getirdim takıma diye övünüyor her yerde. Şimdi olası bir şampiyonluktan sonra sormazlar mı adama bak o kadar para harcanmadan da şampiyon olunabiliniyormuş diye… Tabii bunlar komplo teorileri. Biz yine maçın içinde kalarak ve hakemlerin performanslarını iyileştirmelerini temenni ederek, tebrikler Beşiktaş diyelim…