Köşe Yazısı

Şüphe, Niyetin Katilidir

Her niyet, henüz yaşanmamış bir geleceğe verilmiş sözdür. Her karar, mevcut hayatın sınırlarını aşma iradesidir.

Şüphe, Niyetin Katilidir

İnsan, önce zihninde vazgeçer. Hayatındaki vazgeçişler ise bu kararın yalnızca görünen yüzüdür.

Her niyet, henüz yaşanmamış bir geleceğe verilmiş sözdür. Her karar, mevcut hayatın sınırlarını aşma iradesidir. Fakat şüphe, o sözün tutulmasını beklemeden hükmünü verir.

Daha başlamadan bitirir. Daha denemeden yenilgi ilan eder. Daha yaşanmadan geleceği mahkûm eder.

Bir şeyi istemek kolaydır. Onu talep etmek de öyle. Asıl mesele, istediğinin sorumluluğunu üstlenmektir. Çünkü niyet, yalnızca bir şeyin olmasını dilemek değildir. O şeyin gerçekleşmesi için kendi hayatında yer açmaktır.

Şüphe ise tam burada devreye girer.

İnsana istediğinin değerini değil, gerçekleşmeme ihtimalini düşündürür. Yapabileceklerini değil, yapamayacaklarını gösterir. Önündeki yolları değil, o yolların sonunda karşılaşabileceği yenilgileri büyütür.

Böylece insan, gerçekleşmemiş bir başarısızlığın bedelini peşin ödemeye başlar.

Henüz reddedilmemiştir ama reddedilmiş gibi davranır. Henüz kaybetmemiştir ama kaybın yasını tutar. Henüz başarısız olmamıştır ama başarısızlığın utancını taşır.

Ve sonunda gerçek bir engelle karşılaşmadan kendi yolunu kapatır.

Şüphenin en büyük başarısı, insanı yenilgiye uğratması değil; yenildiğine inandırmasıdır.

Çünkü şüphe, yalnızca bir düşünce olarak kalmaz. Kararlara karışır. Davranışları değiştirir. Atılacak adımları erteler. İnsanın kendi geleceği üzerindeki etkisini azaltır.

Üstelik bunu çoğu zaman akılcılık kılığına girerek yapar.

İnsan, korkusuna tedbir der. Ertelemelerine doğru zamanı beklemek adını verir. Vazgeçişlerini ise şartların uygun olmamasıyla açıklar.

Oysa korkuya verilen makul isimler, onun hayatımız üzerindeki egemenliğini ortadan kaldırmaz.

Elbette her şüphe yersiz değildir. Şüphe, gerçeği sorgulamanın ve düşünmenin vazgeçilmez araçlarından biridir. Ancak sorgulamakla teslim olmak aynı şey değildir.

Şüphe, gerçeği anlamak için kullanıldığında düşünceyi geliştirir. Karar verme yetkisini ele geçirdiğinde ise insanın hareket alanını daraltır.

İnsanı özgürlüğünden uzaklaştıran şey, şüphe duyması değil; kendi iradesini şüphesine teslim etmesidir.

Çünkü özgürlük, bütün ihtimallerden emin olmak değildir. Belirsizliğe rağmen seçim yapabilmek ve o seçimin sorumluluğunu taşıyabilmektir.

Hiçbir karar, geleceğin garantisini vermez. Hiçbir niyet, yalnızca güçlü bir istekle gerçeğe dönüşmez. İnanmak da tek başına sonucu belirlemez.

Ama insan, gerçekleştirmek istediği şeyin önüne kendi şüphesini koyduğunda, henüz var olmayan bir engeli bugünün gerçeğine dönüştürür.

Şüphe, niyetin katilidir. Çünkü gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırmadan önce, o ihtimali yaşatacak iradeyi öldürür.

Hayatın en ağır kayıpları yalnızca elimizden alınanlar değildir. Kendi ellerimizle terk ettiğimiz ihtimaller de hayatımızın kayıplarıdır.

Ve insanın kendisine soracağı asıl soru şudur:

Gerçekten yapamadığın için mi vazgeçtin, yoksa yapamayacağından şüphelendiğin için mi hiç başlamadın?

Psikolog Hakan Göksel
Yeniden Bul Kendini

İlgili Haberler