Terazi Dolunayında hangi hayaller kalıcı gerçeğe dönüşecek?
Terazi dolunayı bireysel uyanış ile kolektif çözülmenin iç içe geçtiğini gösteriyor.
GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE TERAZİ DOLUNAYI
VAROLUŞUN RUHSAL SORUMLULUK YÜZÜ
Varoluşun sorumluluk yüzü "Ben kimim?" sorusunun cevabının çok katmanlı olduğunu söyler bize.
Zihin her ne şekilde varlığını bize hissettirmek istese de, eylemlerin ve iletişimin rasyonel mantıktan ziyade, sezgilerle ve ilahi bir güç ile gerçekleşeceğini gösterir.
Bu noktada maskelerin düştüğü, ruhun çıplak kaldığı ve "Kader, gayrete aşıktır" sözünün "Kader, teslimiyete aşıktır" haliyle yer değiştirdiği bir zaman dilimi olacaktır.
Teslimiyet, zihnin esaretinden özgürleşmeyi anlatır. Oradan oraya savrulmak, tesir altında olmak değildir, ilahi nizamın bir akışı vardır, Elif ola ola, kendin ola ola akışın içinde, akışı idrak edebilmektir.
Nefsin tezkiyesi gerçekleşmeden, gerçek bir varoluşun mümkün olamayacağını fısıldar bize.
KENDİ HAKİKATİNLE BULUŞMA
Dolunayın en ağır ve dönüştürücü gücü içsel yolculuğumuzda gerçekleşecektir. Ancak bu defa her şey görünür olmayı seçecektir. “BEN”-“BİZ”aksında hayat bize, bizi yansıtacaktır. Ayna misali zahire görseli düşecektir. Ve düşüşümüz dahi sevgiyle olduğunda, şefkatle merhametle bizi kucaklayanımız da olacaktır elbet.
Bireysel ve toplumsal ideallerimizin her birinin somut kurallarla çarpışmasını anlatır bize ve böylesi yapılandırmanın toplumsal ve teknolojik bir devrimle desteklendiğini de bize gösterir. Artık eski sistemlerin çalışmadığını, yeni ve daha insancıl bir yapı inşa etmemizin bi gereklilik olduğunu hatırlatır.
“Yurtta sulh, Cihanda sulh” Kendiyle barışık olanın başkası ile savaşı olmaz!
İnsan olma yolunda nefsin 1-7 mertebesi var, “7” den “1” e yani AY’dan, gezegensel yoğunluğa bir ayna tutuyor bizim için.
Halen nefsi emmarede miyiz? Nefsimizi hangi mertebesi aynaya düşüyor ilahi nizam bize muhteşem ötesi bir sunum ile bu tezahürü seyreyletecektir.Hazır mısınız kendi hakikatinizle buluşmaya?
HANGİ HAYALLER KALICI GERÇEĞE DÖNÜŞECEK
Hayallerinizi disipline etme vaktidir."boş hayallerin" elenip "ilahi ilhamın" kalıcı eserlere dönüşeceği bir dönemi de işaret eder.
Bu dönemde yaratıcılığın, çocuklarla ilgili konuların veya aşkın "koruyucu ve şifacı" bir kanalla akacağını müjdeliyor.
Aynı zamanda bastırılmış öfkelerin veya dile getirilmemiş hayallerin bir "patlama" şeklinde değil, bir "çözülme" şeklinde yüzeye tırmanacağını anlatır.
Birey kendi sınırlarını çizerken, merhametini şefkatini kendine de vere vere hududunu sağlamlaştırabilir. Keskin sirke küpüne zarar. Dilimiz keskinleşince can acıtır ki can acıtanın canı acır. Gönül diliyle muhabbete talip olmaya gönüllü olmak koruyuculuğu üst seviyeye taşır. Hayallerimizin gerçeğe dönüşmesini kolaylaştırır.
“İnsanlar hayal ederken ki gücün tanrı gücüne eş olduğunu bilselerdi, hayal etmekten vazgeçmezlerdi.”
"Baba figürü" veya "otorite" ile ilgili hayal kırıklıklarının, kişiyi kendi otoritesini kurmaya zorunlu kılar. Gerçekle hayal arasındaki perde incelir; kişi kendi illüzyonlarını fark edip onları disipline etmeyi öğrenir.
Celal ve Cemal sıfatlarının İnsan-ı Kamil üzerinde tecelli etmesi, kulun, kendi acizliğini idrak ederek ilahi disipline boyun eğmesi ve bu sayede parlamasının mümkün olacağını da gösterir.
YARALI OLDUĞUN YERDEN DEĞERİN VAROLUŞU
Bireysel olarak ilişkilerde denge ve adalet arayışındayız. Ancak "göremiyorum ama hissediyorum" dediğimiz bir huzursuzluk var olabilir içimizde. Mantıklı bir anlaşma zeminine oturmak zordur; çünkü gökyüzünün Matematiği ile akan bu yazım dili ile "mantık bitti" dediği yerde böylesi bir krizin kariyerde veya toplumsal statüde bilgece bir çıkış yoluyla aşılacağını gösterir.
İkili ilişkilerde karşı tarafın ihtiyaçlarını karşılama arzusu ile kendi spiritüel derinliğine çekilme isteği arasındaki çatışmada; "Ben" ve "Biz" arasındaki köprünün maneviyat üzerine kurulmasını talep eder bizden.
Kesret içinde, Vahdet arayışıdır. Başkalarında gördüğümüz kusurların aslında kendi nefsimizin yansıması olduğunu fark etme anıdır. Hayat bizden bize yansıyan bir aynadır.
"Sahip olduğum şeyler beni tanımlamaz" bilincinin uyanışıdır. Yaralı olduğumuz yerden değer üretmeyi öğreniriz.
Her birimiz özeliz, bireysel olarak maddi ve manevi öz değer yaralarımızın sevgi şefkat ve merhamet ile sarılacağını gösterir bize. Biz biliriz ki “mal canın yorgasıdır.” Madde aleminin de varlık alemi olduğunu ve her şeyin bir titreşim olduğunu yeniden hatırlayan olduk. Bilimin temelleri dahi değişimin içimdedir. Kuantum fiziği yeni dünyaya açılan perdedir.
Diplomasinin yetmediği yerde kalbin sesi devreye girmelidir. Terazi Dolunayı, adil olmayan her bağı koparıp atacak, ancak hakikat üzerine kurulu olanları güçlendirecektir.
SÖZ KAİNATIN SIRRINI TAŞIR Sevmeyi sevenin, sevgi kelimesine Değerli olanın, değer kelimesine Haddi hududu olanın, had hudud kelimesine Güçlü olanın, güç kelimesine Zengin olanın, zengin kelimesine ihtiyacı var mıdır? En çok hangi kelimeyi söylüyorsan, saçıldığın yer orasıdır ve idrak edemediğin yer de orasıdır. Aşırılığı sözde olanın, aynı hususta yaşamında yoksunluğu söz konusudur.
KENDİNİ BİLME
Kendinde bulunmayana hayran olmaktan, kendinde olana hayran olmayı bilemez insan. Kendinde varlığını bilmediği hususlarda ise kolayca yargılar. Kendini bilmeyenin vay haline!
Hatırla! Kendine adil olmayan, gerçekte adil olabilir mi? Kendini sevmeyi bilmeyen, sevebilir mi? Kendi varlığına saygı duymayan, saygılı olabilir mi? Kendinde dengeyi kurumamış olan, dengede yaşayabilir mi? Kendiyle barışık olmayan, uyumu ahengi yakalayabilir mi?
Her şey Kendinde başlar. "BEN"in deryasından geçmeden "BİZ"e varamazsın, "BİR" olamazsın.
Selamen selame ya Habibullah aşkla ilimle lütufla
