Politika Güncelleme Tarihi: 21 Tem 2026 14:31

Teröristbaşı Öcalan’dan Meclis’e Yasa Baskısı

Teröristbaşı Abdullah Öcalan, DEM Parti heyeti üzerinden yeni yasal düzenleme çağrısı yaptı. Açıklama, Meclis’in rolünü yeniden tartışmaya açtı.

öcalan

📍 İmralı’da 21 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen görüşmenin ardından DEM Parti heyeti yazılı bir açıklama yayımladı. Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın mesajında, yürütülen süreç için “yasal zemin” oluşturulması istendi. Öcalan’ın taleplerinin TBMM’ye yöneltilmesi, siyasetin terör örgütünün gündemine göre şekillendirildiği yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

DEM Parti İmralı Heyeti’nde Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol yer aldı. Heyet, Öcalan ile yapılan görüşmede bölgesel gelişmelerin, sözde demokratik toplum sürecinin ve hazırlanması istenen yasal çerçevenin ele alındığını bildirdi. Açıklamada, terör örgütü elebaşının görüşleri herhangi bir sorgulama veya eleştiri eklenmeden kamuoyuna aktarıldı.

⚠️ Öcalan’dan “yasal zemin” talebi

Öcalan, DEM Parti tarafından yayımlanan mesajında, 27 Şubat tarihli çağrısına bağlı kaldığını ileri sürdü. Türkiye’nin önünde yeni bir hukuki düzenleme süreci bulunduğunu savunan Öcalan, devletin ve Meclis’in bu doğrultuda adım atması gerektiğini söyledi. Mesajda, “karşılıklı hassasiyetlerin” gözetileceği bir yasal zeminin oluşturulması talep edildi.

“Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir.”

Öcalan’ın çağrısında, TBMM bünyesindeki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlandığı belirtilen rapora da atıfta bulunuldu. Terör örgütü elebaşı, hukuki ve yasal sürecin başlatılmasını, çatışma ile silahların devreden çıkarılmasını istediğini öne sürdü. Ancak açıklamada, PKK’nın yıllardır gerçekleştirdiği terör saldırıları ve hayatını kaybeden yurttaşlara ilişkin açık bir yüzleşme veya özür ifadesi yer almadı.

Bu eksiklik, açıklamanın en tartışmalı yönlerinden biri olarak öne çıktı. Türkiye’de binlerce kişinin yaşamını etkileyen terör sürecinin sorumluluğu tartışılmadan, doğrudan yasal düzenleme talebine geçilmesi kamuoyunda tepki oluşturabilecek nitelikte. Sürecin yalnızca siyasi kavramlarla anlatılması, terörün toplumsal ve hukuki sonuçlarının geri plana itildiği eleştirilerine yol açıyor.

🏛️ Meclis kimin talebiyle hareket edecek?

Öcalan’ın mesajında TBMM’ye doğrudan görev biçen ifadelerin bulunması, demokratik temsil açısından ciddi soru işaretleri doğurdu. Yasama faaliyetlerinin, hükümlü bir terör örgütü elebaşının talepleri doğrultusunda yönlendirilmesi kabul edilebilir bir siyasi yöntem olarak görülmüyor. Meclis’in önceliğinin, terör örgütünün beklentileri değil, halkın güvenliği ve hukukun üstünlüğü olması gerektiği vurgulanıyor.

DEM Parti heyeti ise Öcalan’ın çağrısını “tarihi” olarak nitelendirdi. Heyet, TBMM ve ilgili kurumlarla diyaloğu sürdüreceğini, süreci sonuç odaklı ilerletmek istediğini açıkladı. Buna karşın açıklamada, silah bırakma sürecinin nasıl denetleneceği, örgütün tüm yapılarının ne zaman dağıtılacağı ve yurt dışındaki unsurların durumu konusunda somut bir takvim paylaşılmadı.

Bu belirsizlikler, yasal düzenleme taleplerinin güvenlik şartlarından önce gündeme getirildiği izlenimini güçlendirdi. Terör örgütünün silahlı varlığı tamamen sona ermeden hazırlanacak düzenlemelerin, örgüte siyasi alan açabileceği yönündeki kaygılar sürüyor. Şeffaflık sağlanmadığı takdirde, sürecin toplumda yeni bir güven krizine dönüşmesi ihtimali bulunuyor.

🔍 Şehit aileleri ve kamuoyu ne diyecek?

Sürecin en önemli taraflarından biri olan şehit ailelerinin ve terör mağdurlarının görüşlerinin açıklamalarda yer almaması dikkat çekti. Öcalan’ın “yeni sayfa” çağrısı yapmasına rağmen geçmişte yaşanan saldırıların hesabının nasıl ele alınacağı belirsizliğini koruyor. Kalıcı bir çözüm iddiasının, mağdurların adalet talebini yok sayarak ilerletilmesi toplumsal uzlaşmayı daha da zorlaştırabilir.

Terörle mücadele yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, hukuk ve demokrasi ilkeleriyle birlikte yürütülmeli. Ancak demokratikleşme söyleminin, terör örgütü elebaşının siyasal aktör gibi sunulmasına dönüşmesi hukuk devleti açısından tehlikeli bir eşik oluşturabilir. Devletin muhatabı silahlı örgütler değil, vatandaşlar ve meşru demokratik kurumlar olmalı.

📌 Önümüzdeki günlerde gözler TBMM’deki siyasi partilerin vereceği tepkilere çevrilecek. İktidarın, Öcalan tarafından dile getirilen yasal düzenleme taleplerine nasıl yaklaşacağı ve Meclis’e hangi tekliflerin getirileceği yakından izlenecek. Sürecin kapalı görüşmelerle değil, şeffaf biçimde yürütülmesi ve terör mağdurlarının haklarının korunması temel beklenti olmaya devam edecek.

Ekleme Tarihi: 21 Tem 2026 14:31