Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nden ehliyetsiz sürücüye tazminat
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kusuru bulunmayan ehliyetsiz sürücünün maddi zararını talep edebileceğine hükmetti. Karar, trafik hukukunda emsal tartışması başlattı
İstanbul merkezli bir trafik kazasına ilişkin dosyada Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 18 Şubat 2026 itibarıyla kamuoyuna yansıyan kararında, sürücü belgesi bulunmayan kişinin kazada kusursuz olması hâlinde maddi tazminat isteyebileceğini değerlendirdi. Karar, ehliyetsizliğin tek başına zarar talebini ortadan kaldırmayacağı yönünde önemli bir içtihat tartışmasını gündeme getirdi. ⚖️
Yerel mahkemenin tazminat talebini reddetmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde yüksek mahkeme, kusur tespitinin belirleyici olduğuna işaret etti. Dosyada ehliyetsiz sürücünün kazaya sebep olduğuna dair bilirkişi raporu bulunmadığı belirtildi. Bu nedenle maddi zararın hesaplanarak karşı taraftan tahsili gerektiği yönünde bozma kararı verildi.
Kusur ve ehliyet ayrımı vurgulandı 🧾
Kararın gerekçesinde, sürücü belgesinin bulunmamasının idari yaptırım doğuran bir ihlal olduğu, ancak tek başına sürüş kusuru anlamına gelmediği ifade edildi.
Ayrıca ehliyetsizlik ile meydana gelen zarar arasında doğrudan illiyet bağı kurulamadığı durumlarda tazminat talebinin engellenemeyeceği değerlendirildi.
“Sürücü belgesinin bulunmaması, kazadaki kusurun varlığını tek başına göstermez; zarar ile nedensellik bağı ayrıca incelenmelidir.”
Yargıtay, bu çerçevede yerel mahkemenin ret kararını bozarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti. Böylece kusursuz ehliyetsiz sürücünün maddi zararının karşılanabileceği yönünde yargısal bir değerlendirme ortaya konuldu.
İdari yaptırım ve sigorta boyutu sürüyor 🚗
Karar, ehliyetsiz araç kullanımının yaptırımsız kaldığı anlamına gelmiyor. Mevzuata göre sürücü belgesi olmadan araç kullanmanın 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 18.000 TL idari para cezası ve trafikten men gibi sonuçları bulunuyor.
Ayrıca kasko sigortalarında ehliyetsiz kullanımın çoğu durumda teminat dışında kaldığı, sigorta şirketlerinin rücu hakkını kullanabildiği biliniyor.
Hukukçular, söz konusu kararın yalnızca kusur değerlendirmesine ilişkin olduğunu, her olayın kendi somut koşullarına göre inceleneceğini vurguluyor. Bu nedenle benzer kazalarda farklı bilirkişi raporları ve deliller doğrultusunda değişik sonuçlar ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
Önümüzdeki süreçte yerel mahkemelerin bu içtihadı nasıl uygulayacağı ve yeni dosyalarda benzer taleplerin artıp artmayacağı merak konusu. Trafik kazalarında kusur tespiti ile ehliyet durumunun ayrıştırılması yönündeki tartışmaların yargı kararlarıyla şekillenmeye devam etmesi bekleniyor.
