Yengeç Dolunayı ile Geçmişin Esiri Değil Eseri Ol!
Geçmişimiz, biz nereye gidersek gidelim, bizimledir. Geçmiş olan her şey ne iyidir ne kötüdür. Her şeyin bizim için, bize bir hizmeti vardır.
GÖKYÜZÜNÜN MATEMATİĞİNDE YENGEÇ DOLUNAYI
GEÇMİŞİN ESİRİ DEĞİL ESERİ OL!
Geçmişimiz, biz nereye gidersek gidelim, bizimledir. Geçmiş olan her şey ne iyidir ne kötüdür. Her şeyin bizim için, bize bir hizmeti vardır. Hizmet ile söylenilmek istenen aslında her yaşananın bize sunduğu öğretidir. Öğretilerimiz, geleceğimizi şekillendiren bizi biz yapan her şeydir ve şu an ki şaheserimizi oluşturandır. Geçmişin esiri olanlar için aynı hususları söylemek mümkün değildir. Geçmişte yaşamaya devam edenler her an, an’ı yaşayamadığı için bir ömür geçmişin esiri olurlar. Şimdi karar verme zamanı esaret altında yaşamak mı öğretiler ile AN’ı daha da iyi idrak etmek mi?
DİSİPLİNSİZ İNSAN DUYGULARININ KÖLESİDİR!
Bu dolunay yengeç oğlak aksında gerçekleşiyor. Duygularımız ile mantığımız arasında ikilemde bırakır bizi. Ve kendi kendimizin laboratuvarı olarak iyi değerlendirmelere ihtiyacımız var. Duygusal manüplasyondan ötürü mantığımızla çelişebiliriz. Mantık saf dışı kalınca iç disiplinimizi de yitiririz. Bu bir kısır döngüye sebep olur. Ve farkına bile varmadan duygularımızın bizi yönetmesine izin veririz. İşte burada ince bir çizgi vardır, bunu hatırlayan olmak oldukça kıymetlidir. Duygularımızı görmezden gelmek de bedenimiz için hiç iyi değildir. Ancak oluşan duygumuzu olduğu gibi enerjisini salmak ve o anda karar vermekten uzak olmak bizi koruyacaktır. Duygusal yoğunlukda alınan karar, akıl süzgecinden geçmediği için bize zarar verebilir. Oysaki o duygusal enerjiyi izlemek, bizdeki tesirini izlemek ve kendimize kırk kat yabancı gibi, o an’a dışardan bakabilmek, olmuş olanı hiç dillendirmemek, zaten o enerjinin, kendi kendine söndüğünü görebilmeyi sağlar. Eğer olmuş olanın konuşulması sürdürülüyorsa ve halen konuşulmaya da devam ediyorsa, bu hal duygusal enerjiyi büyütür ve besler. Ve sonrasında öyle büyür ki kendimizi dahi göremeyiz. Canımızın yanması acıması da büyür. Bu ince çizgiyi hatırlayan olmak; duygularımızı yok saymamak, duygularımızın da kölesi olmamak, aynı zamanda bu dolunay enerjisi duygulara büyüteç tutsa da, aşırılıklardan uzak durmak bize şifa olacaktır.
SORGULAMADAN KAÇINMA!
Aidiyet mi? Güven mi? Alışkanlık mı? Konfor alanın mı?
Sorularımız ile yeniden değerlendirme imkanımız var. Gökyüzünün Matematiğinde yengeç burcu dolunayı bize, harekete geçtiğimizde ve yüzleşmelere açık olduğumuzda; ta derinlerimizde gizlenen veya bilinçaltımızın bizi korumak adına sırladığı ne varsa, görünür olacağını ve şu halimiz ile her şey ile baş edebileceğimizi anlatır bize. Kendine güven, sezgilerine güven der. Yüreğinin götürdüğü yere git, der.
Konfor alanımız, aslında içimizde yarattığımız mahpushanemiz olmuştur. Aynı alışkanlıklarımızın bize bir faydası yoktur. Degişim dönüşüm bizdedir, ilk adım kendimizle başlar. Aidiyet dışarıya değil, kendimizedir. Yuvamız, gönül evimizdir. Yeni dünyaya uyum, kendimizle gerçekleşir.
“İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir” der Yunus Emre’miz.
İÇ DİSİPLİNİMİZ DEĞERLERMİZİN PAHASINI SUNAR
Somut mu? Soyut mu? Dediğimiz eşikteyiz. Bu öyle bir eşik ki, maneviyatımız temelimiz olsa bile, elle tutulur olmadığı için, kökenimizin köklerimizin bağlı olduğu değerlerimizi sorgulama işleminin girdisi çıktısı ile paha biçilemez cevherlerimize ulaşımımızın, iç disiplinimize bağlı olduğunu gösteriyor. Eşik görünmeyen üzerine kuruludur.
Ancak bizden talebi görünmeyen üzerine görünür nimetten kalemizi sağlamlaştırmamızı talep eder. Ve bu da şükür ile başlar. Şükür sadece söz ile değil eylem ile anlam kazanır! Her gün kendimize soralım, hem kendimiz için hem insanlık için hem de vatanımız ve milli değerlerimiz için faydalı olmak adına ne yapabiliriz?
Vatanını en çok seven, görevini layıkıyla yapandır, hatırla! Ayrıca her bir varlığın yaşam mücadelesine destek verebiliyor muyuz? Ve tüm bunları şükür içinde yapabiliyor muyuz? Nimetin Şükrü, yediğimizi bölüşmektir, kazancımızın belli bir kısmını cömertce bağışlayabilmektir.
Sağlığımızın Şükrü, hastayı gözetmek, yardımcı olmaktır, kan bağışı yapabilmektir. Yaşamın Şükrü, tüm varlıkları gözetmektir, özellikle bu kış gününde, sokak hayvanlarını korumak kollamak beslemektir, doğayı korumak, temiz kullanmaktır. Dünyamız, sadece insanlara ait değildir, hatırla! İlahi nizam ile korunur ve her şey denge üzerine inşaa edilmiştir.
DEĞERLERİMİZ Mİ? SORUMLULUKLARIMIZ MI? HEDEFİMİZ Mİ?
Bu dolunayın hedefi bellidir. “Olmayacak duaya amin denmez.” Bir işin olabilirliği vardır. Balığın ağaca tırmanamadınız gibi, bu söz köy enstitülerinin duvarında var idi. Fıtratımızı bilmek kendi istidadımız nispetinde eyleme geçmek bizim varabileceğimiz hedefler koymamızı sağlar. Tabii hedef koymakla iş bitmiyor ki.
Bilakis kendi hedefimiz için, sorumluluklardan kaçınmakta, değerlerimizi yok saymakta, bize, hedef odaklı ilerlediğimiz hissini verse de bir arpa boyu yol alamadığımızı her halükarda gösterir.
Bazılarımız buna şöyle der, “başarıya giden her yol mubahtır.” Ve Bazılarımızın gözünde at gözlüğü vardır ve hedef odaklı yüksek bir hırsa sahiptir.
Bu konuda sizlere bir kitap önerisi sunayım 7’den 70’e herkesin severek okuyabileceği bir kitap, çift yazarlı kitabın adı “iyi şanslar”!
İşte bu dolunayın bir uyarısı vardır. Sadece kendimizi düşünerek ilerleyemeyeceğimizin altını çizerken, birlikte uyum içinde varlığımızı onurlandırabilmenin, birbirimize zarar vermekten daha kıymetli olduğunu da hatırlatıyor.
Aslında, hedefimiz ile sorumluluklarımız ve değerlerimiz iç içe geçmiş durumdadır. Yine Yunus Emre’mizi hatırlayan olduk.
“Bir kez gönül yıktın ise. Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi. Elin yüzün yumaz değil.”
Ve son bir hatırlatma daha! Okdukça mühim bir husus! Yengeç burcu dolunayı Eskişehir merkezli haritaya göre, gerçekleştiği gün ve ay; üç Ocak; 3.1. diye tarih olarak yazılır, dolunay derecesi 13°1’ dir. Dolunay haritasının tepe noktası da 13°0’ dır. 31=13 aynadaki yansımadır. Ve anlıyoruz ki 13 rakamı an ve an çalışıyor bu dolunay da. Akan aktaran oluyoruz, bizler vesileyiz.
İnsanın yaratılış gayesi dediğimiz, kadersel olarak varış noktamız, bizim gayretimiz ile her an değişebilir. > Kader, gayrete aşıktır. Kutsal kitabımızın isra suresi 13.ayet: “Biz kaderinizi, sizin yapacaklarınıza bağlı kıldık.”
Yeni bir kader için eski ile vedalaşmak yeniye yer açmak elzemdir. Dolunay enerjisi ile bırakmak kolaylaşır. Bırakmaya talip olalım ve bunun için yeter ki eyleme geçelim.
“Allah zoru kolaylaştırandır. İşimizi gücümüzü kolay eylesin, meşguliyetlerimizde muvaffakiyet versin, neticesini hayırlara vesile eylesin bizi de kemâlâta erdirsin.”
Selamen selame ya Habibullah!
