Köşe Yazısı May 9 2016

Zor maçtı kolay da olmadı

Zor maçtı kolay da olmadı
Maçtan günler önce başlamıştı Beşiktaş’a dair şişirmeler. Büyük büyük adamlar, büyük büyük harflerle Galatasaray’ın hiç şansı olmadığını, maç 40 gün 40 gece oynansa Beşiktaş galibiyetiyle sonuçlanacağını söylüyorlardı. Gerçekten kâğıt üzerinde de, psikolojik açıdan da Beşiktaş’ın bariz bir üstünlüğü vardı. 

Ancak Beşiktaş için hesaba katılmayan bir şey vardı. Beşiktaş genellikle hiçbir oyunun sonunu getiremez. Bu yüzyıllardır böyle olagelmiştir. Dün bunu bir kez daha idrak ettik sanıyorum.

Maçın başlama düdüğüyle birlikte savaşan, canını dişine takarak oynayan bir Galatasaray, buna karşılık oyunu seyreden, ağırdan alan bir Beşiktaş vardı.

Özellikle defans hattının zayıflığı ve Tolga Zengin faktörü yüreğimiz ağzımızda maçı takip etmemize neden oldu. 

Wesley Sneijder önderliğinde başlayan her Galatasaray atağı kalemizde tehlike olarak son buluyordu. Özellikle Yasin Öztekin’in kaçırdığı gol sonrası futbol meleklerinin de yanımızda olduğunu hissettim desem abartmış olmam sanıyorum. İlk yarı Beşiktaş’ın bulduğu birkaç net gol pozisyonu ve Galatasaray’ın istekli arzulu oyununun yanına yakışmayan sonunu getirememe sendromu dışında kayda değer bir şey olmadı. 

İkinci yarı ise roller değişti. Zannediyorum devre arasında Şenol hoca futbolcuların kulağını çekmiş olacak ki Oğuzhan Özyakup ile başlayan ataklar, Ricardo Andrade Quaresma Bernardo’nun ya da Olcay Şahan’ın ayağında eriyor, erimeyenler ise José Ernesto Sosa’nın beceriksizliğine kurban gidiyordu.

İşte tam bu sırada Şenol hocadan beklenmeyen bir hamle geldi… İki kanat oyuncusunu birden değiştiren kurt hoca adeta golü de müjdeledi bizlere. Yeri gelmişken oyundan çıkarken bozulan Q17 kardeşe bir iki söz edelim.

Türkçe de güzel bir deyim vardır kardeş, elime ne tükürdün ki yüzüne ne çalayım derler… 70 dakika boyunca oyundaydın bir iki zayıf şut girişimi ve Digiturk kamera koruma minderlerini tekmeleme dışında ne yaptın ki çıkmana şaşırıyorsun.

Evet bu sezon hakkını vermek lazım Beşiktaş’ı potada tutan topçulardan birisin ama dün akşam gününde değildin besbelli. O nedenle hayıflanmayı kesip işine konsantre olman gerekiyor. 

Nitekim yapılan değişiklikler hızla sonuç vererek golü hemen getirdi.  Peşine gelen Galatasaray atakları kimse kusura bakmasın saman alevi gibiydi.

Galatasaraylı futbolculardan, taraftara ve hatta yönetime kadar kimse o dakikalarda Galatasaray’dan gol falan da beklemiyordu zaten. 

Galatasaray adına ölü bir sezon olarak hatıralarda kalacak bu yılın belki tek kazancı Jan Olde Riekerink olacaktır. Eğer yönetim taraftar baskısını göğüsleyebilir, süreci iyi yöneterek teknik direktörünün arkasında durabilirse kötü yılın parlayan yıldızı Jan Olde Riekerink olur.

Galatasaray önümüzdeki 2 – 3 sezon teknik direktör falan aramaz. Enkazdan böyle bir takım yaratmak, ligin en iyi tek top yapan takımını ilk yarı boyunca bir iki pozisyon dışında pozisyon şansı tanımamak her baba yiğidin harcı değildir.

Hamza Hamzaoğlu’nun bıraktığı kötü miras en fazla bu kadar adam edilirdi. Dolayısıyla umarım Galatasaray taraftarı sağ duyulu davranır ve hocasına sahip çıkar, yoksa bu çok bilinmeyenli denklemin kurbanı da çok olur. Sadece yönetim ya da teknik heyetle kalmaz, taraftar dahi etkilenir bu süreçten.