Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 9 Mar 2026 20:16

ABD Kürt Yapıları ve Türkiye: Ortadoğu'da Sessiz Güç Oyunu

Ortadoğu’yu okumak hâlâ yüzeyden bakmayı tercih edenler için füzeler, operasyonlar, sınır ihlalleri en görünür veriler.

abd iran eylem okumuş

Oysa gerçek savaş sahada değil, haritaların ve güç dengelerinin gölgelerinde yürütülüyor.

ABD’nin Kürt yapılarla kurduğu ilişki, Türkiye’nin güvenlik kaygıları ve bölgesel nüfuz dengesi, basit bir iş birliği değil; uzun vadeli bir stratejik mühendislik ve bölgenin yeniden dizayn edilmesine dönük bir planın merkezinde duruyor.

ABD’nin Kürtlerle ilişkisi yüzeyde Suriye ve Irak’taki askeri ortaklıkla açıklanıyor. Ancak perde arkasında hedef çok daha kapsamlı:

Türkiye’nin güney sınırında sahadaki nüfuz alanlarını kalıcı olarak kontrol altına almak, İran ve diğer bölgesel aktörlerin etkisini sınırlamak ve sahadaki güç dağılımını kendi lehine yeniden şekillendirmek. Kürt yapılar sahadaki araçlar; Washington’un esas amacı Türkiye’nin ve bölgedeki diğer güçlü aktörlerin stratejik hamlelerini sınırlamak.

ABD, sahada Kürtleri silahlandırıyor, eğitiyor, fiili siyasi yetki kazandırıyor ve bunun üzerinden Türkiye’nin sınır güvenliği ve diplomatik hareket alanını baskı altına alıyor.

Bu iş birliği geçici gibi görünse de fiilen yeni bir jeopolitik denge yaratıyor:

Sahadaki güç alanı Ankara’nın tek başına kontrol edemeyeceği bir bölgeye dönüşüyor. Kürt yapılar ABD için köprü işlevi görüyor; bu köprüler kritik bölgelerde Türkiye’nin stratejik hareket alanını sistematik biçimde daraltıyor.

Buna paralel olarak ABD’nin İran politikası da stratejiyi güçlendiriyor. Irak ve Suriye’de Kürt yapılar üzerinden İran’ın nüfuzu kontrol altına alınırken, Türkiye’nin güney sınırında ABD kendi vekil güçlerini konumlandırıyor.

Kimse bunu açıkça söylemez: ABD’nin amacı sadece askeri denge sağlamak değil; Türkiye’nin diplomatik ve askeri seçeneklerini kısıtlayarak sahada sürekli bir üstünlük ortamı yaratmaktır.

Türkiye’nin bakışı çok net: Bu durum sadece sınır güvenliği meselesi değil, ulusal bütünlüğe yönelik stratejik bir tehdittir.

ABD’nin sahadaki Kürt yapılar üzerinden oluşturduğu fiili güç alanı, Türkiye’nin operasyonel ve diplomatik hamlelerini doğrudan sınırlıyor. ABD bunu kendi lehine manevra alanı olarak kullanıyor, Türkiye sahada sınırlı seçeneklerle karşı karşıya kalıyor.

Ortadoğu’nun gerçekliği açıktır: Büyük güçler doğrudan müdahale etmez, sahadaki vekil aktörler üzerinden kontrol kurar. Bu nedenle ABD’nin Kürt politikası DEAŞ ya da geçici askeri ihtiyaçlarla açıklanamaz.

Bu politika, Türkiye’nin güneyinde kalıcı nüfuz hatları yaratmayı ve sahadaki güç dağılımını ABD lehine yeniden biçimlendirmeyi hedefliyor. Kürt yapılar burada sadece araçtır; esas hedef Türkiye’nin stratejik hareket alanını sistematik olarak daraltmaktır.

Ve kimse açıkça söylemez: Eğer sahadaki güç dengesi ABD lehine şekillenir ve Türkiye’nin müdahale kapasitesi kısıtlanırsa, uzun vadede bölgede fiili bir kontrol hattı oluşacaktır. Bu hat, Ankara’nın diplomatik ve askeri hamlelerini sürekli baskı altında tutacak ve Türkiye’nin sahadaki stratejik inisiyatifini ciddi biçimde sınırlayacaktır.

Bugün herkes operasyonları, saldırıları ve diplomatik hamleleri konuşuyor. Oysa asıl mesele, sahadaki nüfuz hatlarının kim tarafından ve nasıl kalıcı olarak çizileceğidir. ABD’nin Kürtlerle ilişkisi tam da bu nedenle kritik: Görünmeyen bir güç oyunu yürütülüyor, Türkiye’nin sahadaki stratejik hareket alanı adım adım daraltılıyor ve Ortadoğu’daki dengeler yeniden belirleniyor.

Ortadoğu’da kurulan her yeni güç dengesi Türkiye’yi doğrudan etkiler. Bu süreç sessiz ilerliyor, ama etkisi uzun vadede geri döndürülemez. ABD’nin stratejisi sahada küçük adımlar atıyor gibi görünse de amaç net: Türkiye’nin bölgesel inisiyatifini kontrol altına almak ve sahadaki vekil aktörler üzerinden kalıcı bir üstünlük inşa etmek.

Ortadoğu’nun gerçeği serttir: Sessiz güç hatları çiziliyor ve bu hatların Türkiye üzerindeki etkisi çok ciddi olacak. Tarih bir kez daha gösteriyor ki büyük kırılmalar gürültüyle değil, görünmez eller tarafından sessizce şekillenir. Ve bu kırılma, Türkiye’nin sahadaki stratejik hesaplarını temelden sarsacak potansiyele sahip.

Ekleme Tarihi: 9 Mar 2026 20:16