Köşe Yazısı Güncelleme Tarihi: 19 Mar 2026 03:31

Hürmüz’e Odaklanan Dünya, Hazar’da Kurulan Sessiz Hat

Orta Doğu’daki çatışmalar konuşulurken dünya medyası ABD ve İsrail’e kilitleniyor. Oysa sahnenin arka tarafında 3 büyük Avrupa ülkesi var.

hürmüz havzası Eylem Okumuş

Orta Doğu’daki çatışmalar konuşulurken dünya medyası neredeyse refleks halinde ABD ve İsrail’e kilitleniyor. Oysa sahnenin arka tarafında Avrupa’nın üç büyük ülkesi – Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık – çok daha temkinli ama bir o kadar hesaplı bir çizgi izliyor.

Açık şekilde çatışmanın tarafı olmuyorlar, fakat gelişmeleri de uzaktan seyretmiyorlar. Attıkları adımların merkezinde tek bir kaygı var: ticaret yolları ve enerji akışı kesilmesin.

Paris’ten gelen son açıklamalar bu yaklaşımı net biçimde ortaya koydu. Fransız yönetimi, küresel petrol geçişinin güvenliği gerekçesiyle Hürmüz Boğazı çevresine savaş gemileri göndermeye hazır olduğunu duyurdu.

Bu bir savaş ilanı değil; daha çok kritik bir geçidi kontrol altında tutma hamlesi. Çünkü dünya petrolünün büyük bir bölümü bu dar koridordan geçiyor. Burada yaşanacak ciddi bir kırılma Avrupa ekonomisini kısa sürede sarsabilecek bir zincirleme etki yaratır.

Avrupa’nın bu kadar dikkatli davranmasının arkasında yakın geçmişte yaşadığı ağır deneyim var.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında kıta beklenmedik bir enerji kriziyle karşı karşıya kaldı.

Fabrikalar üretimi kıstı, fiyatlar hızla yükseldi, hükümetler ciddi siyasi baskı altında kaldı. Bu nedenle Avrupa başkentleri yeni bir şok ihtimaline karşı oldukça hassas.

Hürmüz’de yaşanacak bir gerilim petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebilir ve kıta ekonomisinde yeni bir sarsıntı yaratabilir.

Ancak tartışmaların büyük bölümünde gözden kaçan başka bir alan var. Herkes Hürmüz’e bakarken Hazar Denizi çevresinde yaşanan hareketlilik neredeyse hiç gündeme gelmiyor.

Oysa bu havza enerji taşımacılığı ve lojistik açısından en az Basra Körfezi kadar önemli. Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi ülkelerin petrol ve gazı bu bölgeden dünya piyasalarına ulaşıyor. Avrupa için bu hat, Rusya dışındaki en önemli alternatif kaynaklardan biri anlamına geliyor.

Son aylarda Hazar kıyısındaki limanlarda dikkat çekici bir yoğunluk yaşanıyor. Bakü ve Aktau hattında tanker ve yük gemisi trafiği belirgin biçimde arttı. Yeni ticaret anlaşmaları yapılıyor, sevkiyat planları genişletiliyor.

Avrupa bir yandan Hürmüz’de askeri varlık göstererek petrol akışının kesilmesini önlemeye çalışırken, diğer yandan Hazar hattını güçlendirerek alternatif kapıları açık tutmak istiyor.

Bu tabloya son dönemde uluslararası basında yer alan başka iddialar da eklenmiş durumda. Bazı haberlerde Rusya ve Çin’in İran’a yönelik askeri ve lojistik destek için Hazar üzerinden sevkiyat hatlarını kullanabileceği öne sürülüyor.

Geçmişte Moskova ile Tahran arasında bazı askeri ekipman transferlerinin bu rota üzerinden yapıldığı biliniyor. Ancak bugün aynı ölçekte bir sevkiyatın olup olmadığı konusunda kesin ve doğrulanmış veriler oldukça sınırlı. Yine de bu ihtimal bile bölgenin stratejik değerini artırmaya yetiyor.

Jeopolitik açıdan bakıldığında Hazar havzasının önemli bir avantajı var: kapalı bir deniz olması. Bu durum dış güçlerin doğrudan müdahalesini zorlaştırıyor. Bu nedenle bölgesel aktörler için hem ticaret hem de lojistik açısından daha güvenli bir alan oluşturuyor.

Almanya, Fransa ve İngiltere’nin çizgisi burada birleşiyor. ABD ile açık bir kopuş istemiyorlar ama doğrudan savaşın içine sürüklenmekten de özellikle kaçınıyorlar. Diplomasi, ticaret güvenliği ve bölgesel istikrar vurgusu bu yüzden Avrupa açıklamalarında sürekli öne çıkıyor.

Dışarıdan bakıldığında Avrupa sanki sessiz kalıyormuş gibi görünebilir. Gerçekte ise oldukça hesaplı bir denge politikası yürütülüyor. Bir tarafta Hürmüz’de askeri varlık göstererek petrol geçişini güvence altına almaya çalışıyorlar, diğer tarafta Hazar üzerinden uzanan ticaret ve enerji yollarını güçlendiriyorlar.

Ortaya çıkan tablo şu: Ortadoğu’daki gerilim yalnızca askeri bir mesele değil. Aynı zamanda enerji hatları, ticaret koridorları ve jeopolitik nüfuz alanları üzerinde yürüyen geniş bir mücadele var.

Hürmüz bugün herkesin konuştuğu cephe olabilir. Fakat perde arkasında sessizce önem kazanan başka bir hat daha bulunuyor: Hazar havzası.

Eğer bu rekabet derinleşirse, önümüzdeki dönemde dünya siyaseti bu kapalı denizin etrafında dönen yeni gelişmelere çok daha fazla odaklanmak zorunda kalabilir.

Ekleme Tarihi: 19 Mar 2026 03:31